Yapay zekâya "egemen" olmak! - 2026/9
Egemen Yapay Zekâ, Papa & YZ, Hindistan YZ Zirvesi, Enerji Dönüşümü
Global İşler+ No.234 — 2026/9
Merhaba! Ben Ussal Şahbaz. Son bir haftada aramıza katılan 22 okurumuza hoş geldiniz diyorum! Böylece her hafta 10.936 okurumuzla buluşuyoruz.
Daha önce söz verdiğim üzere bu hafta bültenimize Pakistan’da katıldığım yapay zekâ toplantısındaki ve geçen hafta değerli dostum Erdem Erkul tarafından düzenlenen Cerebrum Generation Next zirvesindeki gözlemlerimle başlıyoruz. İki toplantının da ortak noktası son dönemde popüler hale gelen “egemen yapay zekâ” kavramıydı. Bu kavrama dair düşüncelerimin ardından Hindistan’daki Yapay Zekâ Etki Zirvesi’ne bakacağız. Sonrasında Papa’nın vaazların yapay zekâ ile hazırlanmasına dair yaptığı uyarı var. Son olarak, geçen haftaki yazımı takiben Almanya’da iklim politikalarına düşen ilgi inceleyeceğiz.
İyi okumalar!
Yapay zekâya egemen olabilir miyiz?
🖊 Global İşler Köşesi
Şubat ayı başında, Pakistan Başbakanı adaşım Sayın Şahbaz Şerif’in ev sahipliğinde İslamabad’da düzenlenen “Egemen Yapay Zekâ” (Sovereign AI) konulu kapalı bir seminere davet edilmiştim.
Benzer bir tartışma geçen hafta değerli dostum Erdem Erkul’un İstanbul’da düzenlediği “Cerebrum Generation Next” zirvesinde de vardı.
Bu kavram son dönemde giderek daha da popüler bir hale geliyor. Ancak geçen hafta köşemde de belirttiğim üzere, egemenlik kavramı ile ulusal egemenlik kavramı iç içe geçen kavramlar ve iş de bu noktadan sonra daha da karmaşıklaşıyor.
Pakistan’daki toplantıda şunu söyledim: “Ülkelerimizin egemen YZ kapsamında konuşulan katmanların tamamını tek başına geliştirecek kapasitesi yok. Ancak menfaatleri birbiriyle uyumlu orta ölçekli güçler arasında hızla konu bazlı ittifaklar kurabiliriz. Mesela son aylarda çok konuşulan Pakistan, Suudi Arabistan, Türkiye ittifakını neden önce YZ alanında canlandırmıyoruz?”
Bana göre, Türkiye gibi orta ölçekli ülkelerin üzerinde durması gereken asıl mesele, egemen yapay zekâ hedefinden önce, YZ teknolojisindeki hızlı dönüşümün gerisinde kalmadan, gelmekte olan büyük sosyal, ekonomik ve siyasi dalgalara karşı hazırlıklı olmak olmalı.
Davos’tan dönerken uçakta tanıştığımız Kazakistan’ın eski başbakan yardımcısı Kairat Kelimbetov, “YZ işinde sadece iki büyük güç var: ABD ve Çin. Biz orta ölçekli güçler yolumuzu arıyoruz.” demişti.
Bazen dünyaya bakarken lafı evirip çevirmeden böyle basit okumalar en iyisi. Orta ölçekli ülkelerin YZ eylem planlarını kendi kapasitelerini ve dünyadaki yerlerini bilerek yapmaları lazım.
Zira egemen yapay zekâ deyince, ileri düzey (frontier) modeller geliştirmek, veri merkezi altyapısının ve kritik altyapıların tespit edilip yerelleştirilmesi gerekiyor. Tahmin edeceğiniz üzere bu üç meselede iyi yönetişimin yanısıra güçlü finansman ve insan kaynağı gerektiriyor.
Türkiye gibi orta ölçekli ülkelerin egemen yapay zekâ yarışında neler yapması gerektiğini ve karşılacakları sınırlılıkları bu hafta Ekonomi Gazetesi’ndeki köşemde tartıştım.
Bu konuya ilgi duyuyorsanız, ABD’de yeni gelişen yapay zekâ politikası alanında iki araştırmacının yazdığı şu raporu mutlaka okumanızı öneririm: Anton Leicht & Dean Ball, The Race Worth Winning: Middle Powers in the Age of Machine Intelligence, 13 Şubat 2026.
Trump’ın Maduro’yu paketlerken nasıl yapay zekâ kullandığına dair bu haber de ilginç: Pentagon Used Anthropic’s Claude in Maduro Venezuela Raid, WSJ, 15 Şubat 2026.
Hindistan Yapay Zekâ “Etki” Zirvesi
🗞️ Haftanın Haberi - 1
Geçen hafta Hindistan’ın başkenti Delhi’de dördüncü küresel yapay zekâ (YZ) zirvesi yapıldı.
Malum, bu zirvelerin ilki 2023’te İngiltere’de YZ “Emniyet” Zirvesi adıyla yapılmıştı. Trump seçilince, geçen sene Fransızlar YZ “Eylem” Zirvesi yaptılar. Hintlilerse YZ “Etki” Zirvesi ismini kullanmış.
Hindistan birçok konuda olduğu gibi YZ konusunda da “küresel güney”e liderlik etmek istiyor. Küresel güney, Soğuk Savaş döneminde üçüncü dünya diye tabir edilen ülkelerin şimdiki kibar ismi. Hindistan’daki toplantının küresel güneyin YZ’de varlığını göstermesi açısından önemli sonuçları var. Zirve sonrası kabul edilen ve ABD ile Çin’in de imzacı olduğu deklarasyon ise 7 temel sütun üzerine oturuyor. Tabii, ABD’nin küresel yönetişim konusunda pek de hevesli olmadığını burada not etmeke fayda var:
İnsan sermayesinin geliştirilmesi
Toplumların güçlendirilmesi için yapay zekâya erişimin genişletilmesi
Yapay zekâ sistemlerinin güvenilirliği
Yapay zeka sistemlerinin enerji verimliliği (dayanıklılık, yenilikçilik ve verimlilik)
Bilimde yapay zekâ kullanımı
Yapay zekâ kaynaklarının demokratikleştirilmesi
Ekonomik büyüme ve toplumsal yarar için yapay zeka kullanımı
Hindistan açısından zirve oldukça da kârlı geçmiş. 227 milyar dolarlık veri merkezi yatırımı sözü verilmiş, ancak bunun ne kadarının gerçekleşeceği belli değil.
Öte yandan organizasyon biraz kaotik olmakla eleştiriliyor. Uzun sıralar ve tıkanmış trafik ciddi sorun olmuş.
Ayrıca Nvidia CEO’su Jensen Huang ve Microsoft’un kurucusu Bill Gates (büyük ihtimalle Epstein meselesinden dolayı) son dakikada gelmekten vazgeçmiş.
Bu arada iki rakip şirketin CEO’su, OpenAI’dan Sam Altman ve Anthropic’ten Dario Amodei’nin Başbakan Modi ile çekilen fotoğrafta diğer katılımcıların aksine el ele tutuşmaktan imtina etmesi ise dikkatlerden kaçmadı!
Papa’dan talimat: Vaazları yapay zekâya yazdırmayın!
🗞️ Haftanın Haberi - 2
Geçtiğimiz hafta Katolik Kilisesi’ne bağlı din adamları ile bir araya gelen Papa 14. Leo, yapay zekâ ile vaazların hazırlanmasına dair verdiği cevapta şöyle demiş:
Nasıl vücuttaki tüm kaslarımızı kullanmaz ve hareket ettirmezsek ölürler, beynin de kullanılmaya ihtiyacı vardır. Bu nedenle, beynimizin kapasitesini kaybetmemek için zekâmızı kullanmamız gerekir. Aynı zamanda gerçek bir vaaz vermek, imanı paylaşmaktır ve yapay zekâ asla imanı paylaşamayacaktır!
İman meselesi aynı zamanda duygular ve hislerle ilgili bir konu. Yani akıl ve kalp konuları iman meselesinde iç içe girmiş durumda. Azeem Azhar’ın Microsoft AI CEO’su Mustafa Süleyman ile yaptığı podcastta yapay zekânın bilinç sahibi olmadığına dair vurgusu bu açıdan önemli:
Sentetik silikon temelli yapay zekânın bilince sahip olmadığını, sadece bir simülasyondan ibaret olduğunu vurgularken, yapay zekânın bir yönüyle empati sistemimizi hacklediğini de söylüyor. Diğer bir ifadeyle, yapay zekâ ile etkileşime girdiğimizde bilinçli bir varlık olduğunu, duygulara sahip olduğunu düşünüyoruz.
Mustafa Süleyman, yapay zekânın acı çeken, üzülen, hayal kırıklığına uğrayan bir varlık olmadığını, sadece bu duyguları simüle ettiğini söylüyor.
Öte yandan hacklenen sadece empati sistemimiz de olmayabilir. Yapay zekâ uzun ve kaliteli içerikleri kısa zamanda hazırlamamıza yardımcı olan bir araç. Ancak hazırlanan metinlerde kendi düşüncelerimizi giderek daha az yansıtıyor olabilir miyiz?
Bu açıdan belki de Sanayi Devrimi’ne eleştiri getiren Karl Marx’ın “yabancılaşma” (alienation) kavramı, bugünün entelektüel ürünleri için de kullanılabilir.
İnsanlar entelektüel üretimin önemli aşamaları olan tartışma, argüman oluşturma ve argüman geliştirme aşamalarını yapay zekâya terk ederken birbirine benzeyen fikirlerin dolaşıma girdiği bir dünya şekilleniyor. Aynı durum ruhani ortamımız için de geçerli mi acaba?
Almanlar enerji dönüşümünün artan maliyetlerini sorguluyor
📊 Fiki takip
Almanya’da Institute for Demoscopy Allensbach tarafından 16 yaşından büyük 1029 kişi ile yüz yüze yapılan anket sonuçları, iklim değişikliği politikaları ile ilgili toplumun eleştirel bir tutum takınmaya başladığını ortaya koyuyor. 2019’da toplumun %51’i iklim değişikliğinin etkilerinden oldukça endişeliyken, 2025 yılında bu rakam %33’e gerilemiş durumda.
Aşağıdaki iki grafik, Almanya’da enerji dönüşüm politikalarına dair toplumun algısının nasıl değiştiğini ortaya koyma açısından önemli. Enerji dönüşümünün maliyeti arttıkça toplumun yeşil enerjiye bakışı da daha mesafeli oluyor.
Birinci grafiğe göre nükleerden çıkıp yenilenebilir enerjiye geçişi destekleyenlerin oranı 2012’den bu yana %73’ten %43’e düşerken, bu stratejinin doğru olmadığını düşünenlerin oranı ise 2025 yılında %37 olmuş.
Daha önce nükleer santrallerin kapanmasının ardından Almanya’nın nasıl Rus gazına bağımlı hale geldiğini ve 2022’de patlak veren Ukrayna Savaşı sonrası bu faturanın nasıl katlanarak Almanya ve Avrupa ekonomisini etkilediğini bültenimizde tartışmıştık.
İkinci grafik ise enerji dönüşümünün istihdam üzerindeki etkisine dair algıyı yansıtıyor. Ocak 2025’ten Aralık 2025’e kadar enerji dönüşüm politikalarının ülkede iş kaybına neden olacağını söyleyenlerin oranı %37’ye yükselmiş.
Ankete katılanların %77’si bu dönüşümün maliyetinin hanehalkına yeni yükler getireceğini düşünürken, %42’si ise büyüme hedefleri ile iklim değişikliği ile mücadele politikalarının beraber yürütülmesinin mümkün olmadığını söylüyor.
Yukarıdaki grafikler, önümüzdeki dönemde ekonomik büyümedeki trendlerin iklim değişikliğine dönük politikaları etkileyeceğinin bir işareti. Geçtiğimiz hafta Ekonomi Gazetesi’ndeki köşemde şöyle demiştim:
Enerji olsun, teknoloji olsun, eğer bir konuda ulusal egemenlik kuracaksanız, maliyetler artacak demek. Yani tüketiciler daha çok para ödemek zorunda kalacak. Son iki yüz yıldır ilk defa genç kuşağın anne ve babalarından daha fakir olacağı bir dönemde yaşıyoruz. Gençleri bütçelerini kısmak için ikna etmek de kolay değil. Bu maliyetler sandığa yansıdığında Avrupa’da aşırı sağın güçlenmesi şaşırtıcı olmayacak.
Amazon ormanlarındaki fil: Çin, 14 Kasım 2025.
Her Cuma sabahı e-posta kutunuza gelen Global İşler+ bülteninde teknoloji, toplum, politika kesişiminde dünyada olup bitenlerin Türkiye’ye yansımalarını tartışıyorum. Esas işim olan Ussal Danışmanlık isimli danışmanlık şirketimde, irili ufaklı teknoloji şirketlerine kamu ile ilişkiler konusunda hizmet veriyorum.
🐦 Twitter: Türkçe: @ussal / İngilizce: @ussalEN
🔗 Linkedin: @ussal
📝 Medium: Ussal Şahbaz
🎧 Global İşler+ Podcast: Apple, Spotify
🎙️ 4x4 Podcast: Spotify






