Dolardan buluta ekonomik savaşların anatomisi - 2026/6
Yaptırımlar, Kripto Varlıklar x Bankalar, Dijital Mecralar & Çocuk, Mısır & Türkiye
Global İşler+ No.231 — 2026/6
Merhaba! Ben Ussal Şahbaz. Son bir haftada aramıza katılan 11 okurumuza hoşgeldiniz diyorum! Böylece her hafta 10.928 okurumuzla buluşuyoruz.
Bu hafta bültenimize ilk olarak ABD yaptırımlarının küreselleşmeyi ve teknolojik kamplaşmayı nasıl şekillendirdiğine bakacağız. Ardından ABD’de devam eden kripto düzenlemelerine dair tartışmalar var. Sonrasında çocukların dijital mecralara erişiminde yaş sınırlaması ve Türkiye-Mısır ilişkileri var.
İyi okumalar!
Becerikli Stuart Levey ve Amerikan yaptırımlarının küreselleşme trendleri üzerindeki etkisi
🖊 Global İşler Köşesi
Stuart Levey, 2004’te Amerikan Hazine Bakanlığının terörizm ve finansal istihbarattan sorumlu müsteşar yardımcısı olduğunda neyin içine düştüğünü bilmiyordu.
Nükleer program nedeniyle ABD-İran ilişkileri gerilmişti (22 yıldır hiçbir şey değişmemiş!). Önce Afganistan’ı, sonra da Irak’ı işgal edip boyunun ölçüsünü alan ABD’nin bir de İran’la savaşacak mecali yoktu.
Levey’den İran’a karşı ekonomik silahlar geliştirmesi istendi. 2006’da ABD’nin müttefiklerini İran’a karşı ambargo uygulamaya ikna etmek için yaptığı gezilerden birinde bir otelin lobisinde otururken kafasında birden şimşekler çaktı: “Neden devletleri değil de bankaları yola getirmiyoruz?” diye düşündü.
Levey de küresel finansal sistemde araçsallaştırılacak darboğazlarla, bankaları İran’a karşı yaptırım uygulamaya zorlamaya karar verdi.
Levey’nin yaptırım şablonu bugün artık, askeri gücün dışında, Amerikan dış politikasının önemli bir sert güç unsuru.
Bugünse finansal yaptırımlara teknolojik yaptırımlar ve korumacı tedbirler de eklenmiş durumda. ABD’nin Bytedance’in TikTok’un ABD operasyonlarını satmaya zorlaması, çip ambargoları, yeni tarife rejimleri bu trendin yansımaları.
Ancak, ABD doları silah haline getirerek küreselleşmenin dibine kibrit suyu döktü. Bu nedenle önümüzdeki dönemde doların geleceğini şekillendirecek finansal dikeydeki kamplaşmalarla teknoloji dünyasındaki ayrışmaları da yakından takip etmeli.
Peki, araçsallaştırılan yaptırımlar ne kadar etkili? Yaptırımla karşı karşıya kalan ülkeler neden hemen teslim bayrağını çekmiyor? ABD dışındaki ülkelerin yaptırım gücü var mı? Türkiye’nin yaptırımlarla ilgili stratejisi ne olmalı?
Bu soruları ve daha fazlasını bu hafta Ekonomi Gazetesi’ndeki köşemde tartıştım.
Coinbase bankaların kripto varlıklara faiz vermesini talep ediyor
🗞️ Haftanın Haberi
Kripto varlık platformu Coinbase’in kurucusu, 43 yaşındaki Brian Armstrong’un 15 Ocak’ta yaptığı paylaşımın ardından ABD Senatosu’nda görüşülmesi beklenen yeni kripto varlık yasası Clarity Act son anda gündemden çekildi. Malum artık kriptovarlık şirketlerinin lobileri güçlü. Bakalım Armstrong yasa taslağını neden eleştiriyor?
Stabilkoinlere faiz verilmesinin yasaklanması: Bankaların bu hükmü mevduat kaçışını engellemek ve kripto tabanlı tasarruf ürünlerini rekabet dışı bırakmak için yasaya eklettiğini savunuyor. Bankalar da haklı. Herkes faiz verecekse biz nasıl ayakta duracağız diyorlar.
Tokenize hisse senetlerine fiili yasak: Blokzincir üstünde hisse senedi alım‑satımını neredeyse imkânsız hale getirecek düzeyde ek yükümlülük ve sınırlamalar söz konusu.
Merkeziyetçi (DeFi) olmayan finansal yapılar üzerinde ağır gözetim ve veri erişimi: Devlet kullanıcıların finansal kayıtlarına “sınırsız erişim” sağlayabilir, bu da DeFi’in açık mimarisini bozabilir ve pratikte birçok DeFi projesi için uygulanamaz yükler getirebilir.
Amerikan Emtia Vadeli İşlemler Ticaret Komisyonu (CFTC) yerine Amerikan Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) ağırlıklı bir yapının tasarlanması: Amerikanın SPK’sı SEC eskiden eski başkanı Gary Gensler’den beri kripto varlık işlerine daha muhafazakar yaklaşıyor.
Armstrong’un başlattığı tartışma Davos Ekonomi Zirvesi’ne de taşınmış ve JP Morgan CEO’su Jamie Dimon, Armstrong İngiltere’nin eski başbakanı Tony Blair ile konuşurken sohbeti bölerek Armstrong’a ağzına geleni söylemiş! Bank of America CEO’su Brian Moynihan da bir başka sohbette Armstrong’a dönerek, “banka mı olmak istiyorsunuz yoksa para piyasası mı, karar verin!” demiş.
300 sayfalık Clarity Act, Temmuz 2025’te yasalaşan stabilkoin düzenlemesi GENIUS Act’ten sonra dijital varlık piyasalarını şekillendirmesi planlanan bir tasarı. İki yasa bu açıdan birbirini tamamlar nitelikte. Başkan Trump ABD’yi dünyanın kripto varlık merkezi yapma iddiasına ulaşacaksa, bir şekilde bu yasayı geçirmesi lazım.
Dijital mecralarda yaş sınırı koymak ne kadar kolay?
🤔 Fikri Takip
Geçtiğimiz hafta bültenimizde çocukların sağlığı ve ekran süresine dair tartışmalara yer vermiştik. Daha önce de dijital mecralarda devam eden yaş sınırı tartışmalarını ele almıştık.
Çocukların sosyal medya kullanımını yasaklayan ilk ülke olan Avustralya çizgiyi 15 yaştan çekse de dünyada henüz kabul görmüş ortak bir yaş sınırı yok. Tartışmalar daha çok 13-16 yaş arasında değişiyor.
Bu iş bir kıstasa bağlanmadığında ise yaş denetimi konusunda her platformun tedbir almadığı ortada. OECD’nin 50 çevrimiçi platformunu inceleyerek yaptığı çalışmaya baktığımızda da yaş denetimi konusunu kullanıcının inisiyatifine/beyanına bıraktığı veya sadece belli durumlarda denetlediği görülüyor.

Ancak, bu konuda asıl sorun yasak koymak değil, bu yasağın nasıl e hangi yöntemlerle uygulanacağı. OECD tarafından Haziran 2025’te yayımlanan rapor da karşılaştırmalı olarak 28 üye ülkeyi incelediği çalışmasında bu konunun önemine vurgu yapıyor.
Avustralya’da bu konuda ilk deneyimler yüz tanıma uygulamalarının pek de verimli olmadığını ortaya koyuyor. AB’de konuşulan diğer bir alternatif ise dijital kimlik fakat bu da kullanıcıların sosyal mecralardaki özgürlüklerinin denetimini egemen devletlerin inisiyatifine bırakma riskini barındırıyor.
Öte yandan mesele sadece çocukların emniyeti (safety) değil, kişisel verilerinin (data privacy) korunması da önemli bir başka konu. Mesela yaş tespiti yapalım derken çocukların yüzlerinin veya kimliklerinin paylaşılması muhtemelen çocukların sosyal medya kullanmasından daha riskli.
Bu nedenle yapılacak yasaların temelde neyi önceleyeceği ve düzenlemelerin niteliğinin ne olacağı kanun yapıcının bu konuda ne kadar geniş bir çerçeve çizeceğine bağlı.
Mısır, Türk sanayisi için neden önemli?
📝Haftanın Makalesi
Bu hafta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır’a yaptığı ziyarette ikincisi gerçekleştirilen Türkiye-Mısır Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantısı vesilesiyle Ussal Danışmanlık’ın Mısır ve Afrika coğrafyasındaki partneri Moharram & Partners şirketinin kurucusu ve değerli dostum Mustafa Muharrem ile al-Ahram gazetesinde bir makale kaleme aldık:
Küresel rekabet yükselen korumacı politikalarla şekil değiştiriyor. Kişi başına düşen milli gelirin 20 bin dolara dayandığı Türkiye’de emek‑yoğun ve orta teknolojili sektörleri yalnızca ülke içinde tutarak rekabet gücünü korumak giderek zorlaşıyor.
Bu nedenle de Türk şirketleri dış yatırımı giderek uzun vadeli rekabet stratejisinin merkezine alıyor.
Kahire, İstanbul’dan yaklaşık 90 dakikalık uçuş mesafesinde; işgücü daha ucuz, enerji maliyetleri Türkiye’nin yaklaşık yarısı, ayrıca Mısır hem büyük bir iç pazar hem de Türkiye’den daha geniş bir serbest ticaret anlaşmaları ağı sunuyor.
Özbekistan, Fas veya Bangladeş gibi alternatiflerle karşılaştırıldığında, yakınlık, maliyet yapısı ve pazar erişimi kombinasyonu ayırt edici; bugün Mısır’da Türk firmalarına ait yaklaşık 200 üretim tesisi faal.
Mısır’a giden fabrikalar Türkiye’de kalan değer, 23 Ocak 2026.
Gümrük Birliği’nin Sessiz Sonu: Made in Europe, Made without Turkey, 30 Ocak 2026.
Her Cuma sabahı e-posta kutunuza gelen Global İşler+ bülteninde teknoloji, toplum, politika kesişiminde dünyada olup bitenlerin Türkiye’ye yansımalarını tartışıyorum. Esas işim olan Ussal Danışmanlık isimli danışmanlık şirketimde, irili ufaklı teknoloji şirketlerine kamu ile ilişkiler konusunda hizmet veriyorum.
🐦 Twitter: Türkçe: @ussal / İngilizce: @ussalEN
🔗 Linkedin: @ussal
📝 Medium: Ussal Şahbaz
🎧 Global İşler+ Podcast: Apple, Spotify
🎙️ 4x4 Podcast: Spotify






