Korelasyon ve nedensellik: Çocukların psikolojisini sosyal medya mı bozuyor? - 2026/5
Ekran Süresi & Çocuk, Tahmin Piyasaları, Ukrayna'da İKA'lar, Made in Europe & Türkiye
Global İşler+ No.230 — 2026/5
Merhaba! Ben Ussal Şahbaz. Son bir haftada aramıza katılan 27 okurumuza hoşgeldiniz diyorum! Böylece her hafta 10.933 okurumuzla buluşuyoruz.
Bu hafta bültenimize sosyal medyanın çocuklar üzerindeki etkileri üzerine yapılan araştırmalarla başlıyoruz. Bu konu, Avustralya’nın getirdiği 15 yaş altındaki çocukların sosyal medyaya erişim yasağının ardından, hem Türkiye’de hem de dünyanın geri kalanında daha hararetle tartışılıyor. Ardından tahmin piyasalarına dair son gelişmelere bakacağız. Siyasi tahmin yapmak uygun mu değil mi? Sonrasında Ukrayna cephesinde insansız savaş teknolojilerinin cephedeki etkilerine dair ilginç bir video ve Avrupa’nın değişen ticaret dinamiklerine dair görüşlerim var.
İyi okumalar!
Çocukların sağlığı ve ekran süresi
📤 Haftanın Dosyası
Gençlere sosyal medya yasağı Jonathan Haidt’in “The Anxious Generation” kitabından sonra trend oldu. En meşhur yasak Avustralya’da. Böyle giderse sosyal medya da araba kullanmak, evlenmek, içki-sigara almak gibi gençler için sakıncalı faaliyetler listesine girecek. Peki bu tartışmaların bilimsel temeli ne kadar sağlam?
Bu ay Guardian gazetesinde yayımlanan, Mancherster Üniversitesi tarafından yapılan, bir araştırmanın sonuçları ekran başında geçen sürenin çocuklarda akıl sağlığı sorunlarına yol açtığına dair güçlü bulgular olmadığını ortaya koyuyor.
Araştırma, tüm dünyada, son otuz yılda, 11-16 yaş arasındaki gençlerin artan oranda zihinsel sorunlarla mücadele ettiğini ve bu sorunların 14.5 yaşında zirve yaptığı belirtiyor. Çalışma da bu eğilimlerde sosyal medya kullanımının veya oyun oynamanın etkilerini anlamayı amaçlıyor.
Araştırmanın örneklem ve bilimsel yöntemi sağlam: 25.629 gözleme dayanarak yapılan çalışmada, 11-14 yaş grubu arasındaki çocuklarla senede bir anketler yapılarak, 2021-2023 yılları arasındaki duygu değişimleri incelenmiş.
Sonuç:
Aşırı sosyal meyda kullanan veya oyun oynayan çocuklarda ertesi sene anksiyete ve depresyon gibi bulguların artığına dair bir bulgu yok,
Oyun oynamanın veya sosyal medyada zaman geçirmenin zihinsel gelişim üzerinde etkisi sıfır.
Korelasyon ve nedenselliğin farklı şeyler olduğu üniversite birinci sınıflara öğretilir. Buna rağmen çoğu eğitimli kişi gerçek hayatta ikisini birbirine karıştırır.
Acaba sosyal medyayı çok kullanan çocukların psikolojileri mi bozuluyor yoksa zaten psikolojisi bozuk çocuklar daha mı çok sosyal medya kullanıyor. Yani, sosyal medya aslında bir kaçış mı?
Jonathan Haidt’in 2026 Dünya Mutluluk Raporu’nda yayımlanmak üzere kaleme aldığı rapora atıfla yapılan diğer çalışmalarda da yoğun sosyal medya kullanan kişilerin daha fazla depresyon eğilimli olduğunun, belki de depresif insanların bu sorunlarını sosyal medya kullanarak atmaya çalıştığının altı çizilmiş.
Yukarıda bahsettiğimiz, Journal of Public Health dergisinde yayımlanan, bilimsel makalenin yazarları Qiqi Cheng ve Neil Humphrey şöyle diyor:
Gerçekten de sosyal medya kullanımını yasaklayıp çocukların karşı karşıya kaldığı zihinsel sorunları çözebilecek miyiz? Çocukların yaşadığı zihinsel ve duygusal sorunların tek sorumlusu sosyal medya mı? Yoksa daha karmaşık bir meseleye indirgeyici bir şekilde mi yaklaşıyoruz?
Platformer’ın yazarı Casey Newton, Qiqi Cheng ve Neil Humphrey’nin yaptıkları çalışmanın sorduğu soruya verdiği cevap açısından tatmin edici olduğunu ama başka faktörlerin de dikkate alınması gerektiğini söylemiş: siber zorbalık (cyberbullying), yeme bozuklukları (eating disorder), kendine zarar verme (self harm) ve cinsel şantaj (sextortion) gibi…
Newton, şunu da ekliyor: “Casinolarda 13 yaşında çocukların olmamasının bir nedeni var: Bu ortamların bu çocuklar için uygun olmadığını biliyoruz. Bunu bilmek için de kumarhanelerin ve şans oyunlarının anksiyete ve depresyona yol açtığına dair uzun çalışmalara ihtiyacımız yok.“
Çocukların sosyal medyaya erişimi aslında bir dikkat ekonomisi sorunu. Bu konuya dair ilgili sevgili dostum Can Selçuki (bu gençlerin dinleyemeyeceği kadar uzun podcastinde😎), günde 12 milyon saat kısa süreli videolara harcadığımızı söylüyor.
Portekiz, "tahmin piyasası" platformu Polymarket'ı yasakladı
🗞️ Haftanın Haberi
Portekiz'in milli piyango idaresi "siyasi bahis yapmak yasak" diyerek cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bir gün önce merkeziyetiz tahmin platformu Polymarket'ı kapattı. Daha önce de Macaristan da Polymarket'ı kapatmıştı.
Tahmin piyasaları (prediction markets) ne kadar bahis ne kadar değil hukuken gri alanda.
Tahmin piyasalarında sistem şöyle işliyor: Mesela X kişisinin devletbaşkanı seçileceğine %50 ihtimal veriyorsunuz.
- Bu tahmine ait kağıt Polymarket'ta 30 kuruşa değerleniyor ve X seçilirse 1 TL alıyorsunuz.
- %50 ihtimal verdiğinize göre kağıdı alıyorsunuz. Kazanırsanız 70 kuruş kârınız oluyor. Kaybedeseniz 30 kuruş gidiyor.
- Daha çok kişi X'in seçilme ihtimalini yüksek görüyorsa haliyle kağıdın değeri artıyor.
Türkiye'de bu platformlara erişim hâlâ açık. Tahmin piyasaları bence iyi bir mekanizma. Piyasadaki bilgiyi topluyor ve yön gösteriyor. Bana ters gelen tek şey şu: Bahisler yeterince büyük olursa, olayların gidişi buna göre değiştirilebilir mi?
Mesela spor müsabakalarının bahislere göre ayarlanması yaygın bir şey. Ama sonuçta bu bir oyun.
Ya başkanlık seçiminin sonuçları bahisler tutsun diye değiştirilirse? Portekiz gibi küçük bir ülkede böyle şeyler mümkün olabilir.
Sadece sandıkta sonuçlarla oynanmasından bahsetmiyorum (ki o zor), son anda dezenformasyon vb. etkilerle ya da mesela bir bomba patlatarak seçim sonuçlarını etkileyecek (İspanya'da Atocha tren garının bombalanması gibi) gelişmeler...
Brezilyalı eski balerin ve Polymarket’ın rakibi olan tahmin piyasası platformu Kalshi’nin kurucusu Luana Lopes, şirketinin 11 milyar dolar değerlemeye ulaşmasıyla aileden zengin olmayan, en genç kadın milyarder ünvanı ile haber olmuştu.
Ukrayana İKA’larla Rus askerlerini esir aldı
🎥 Haftanın Videosu
Ukrayna’da savaş devam ederken insansız savaş sistemleri konusunda önemli tecrübeler biriktiriliyor.
Bunun en ilginç örneklerinden biri de Ukrayna’ya ait bir insansız kara aracının (İKA) Rus askerlerini esir alması. Bu gelişme gelecekte savaşların karakterinin nasıl değişeceğine güzel bir örnek:
Eğer savaş tekniklerine de meraklıysanız, Rusya-Ukrayna savaşını takip etmek için dünyadaki en iyi kaynak değerli dostum Can Kasapoğlu’nun Hudson Institute için kaleme aldığı haftalık analizler.
Gümrük Birliği’nin sessiz sonu: Made in Europe, made without Turkey!
🖊 Global İşler Köşesi
Brüksel, ekonomik dinamizmini kaybettiğini ve dünyanın müzesi haline geldiğini idrak etmiş olacak ki, son bir senede, Başkan Trump’ın yaptıklarıyla titreyerek kendilerine geldi. AB, ilk defa birbirinden kopuk olmayan, somut ve korumacı sanayi politikası adımları atmaya çalışıyor. Ancak bu adımların ortak noktası Türk şirketlerinin Avrupalı sayılmaması:
AB’nin yeni, yerli üretimi destek programı “Made in Europe”, AB’de kamu parasıyla yapılacak her işte AB ürünleri tercih edilmeli diyor.
Brüksel’in üzerinde çalıştığı “Industrial Accelerator Act,” bazı sektörlerdeki yabancı yatırımlara AB şirketleriyle ortaklık zorunluluğu getiriyor.
SAFE (Security Action for Europe) denen savunma programıyla da sadece silah alımı değil, sanayiyi destekleyecek pek çok altyapı yatırımı yapıyor. Fakat Türkiye, bu programın da dışında.
Ayrıca AB, 2026 itibariyle Hindistan ve Güney Amerika’daki MERCOSUR ülkeleriyle yıllardır devam eden müzakereleri sonuçlandırdı ve yeni serbest ticaret anlaşmaları (STA) imzaladı.
Yukarıdaki dinamiklere bakınca AB’nin attığı bu adımlar kıta ekonomisinin yeniden yapılandırmanın önemli adımları, ancak Türkiye bu sürecin dışında tutulmaya devam ediyor:
Türkiye’nin Gümrük Birliği üyesi ve bir aday ülke (her ne kadar adaylık süreci uzun süredir dondurucuda da olsa) olmasına rağmen AB’nin üzerinde çalıştığı bu programramların dışında tutulması sadece yeni fırsatlara erişimini engellemiyor. Aynı zamanda AB-Türkiye ticari ilişkilerinde, otomotiv sektörü başta olmak üzere, sanayicimizin AB pazarına erişimi önünde yeni bariyerler koyuyor.
Öte yandan 1996 yılında Gümrük Birliği’ne girdiğimizden beri AB, 69 STA imzalarken biz sadece 19 STA imzalamışız.
AB’nin imzaladığı her STA’dan, 1996’da Kıbrıs sorununun varlığı nedeni ile yaptığımız anlaşma gereği biz faydalanamıyoruz. Aksine AB ile STA imzalayan ülkeler Türkiye pazarına girerken ve AB pazarında Türk üretici ile yarışırken avantaj elde ediyor.
Bana göre Avrupalıların Türkiye ile fikirlerini kendi bakış açılarından yakalayıp değiştirmeyi beceremezsek Ocak 2026, tarihe Gümrük Birliği’nin sona ermeye başladığı zaman olarak geçecek. Peki, neler mi yapmalı? Bu sorunun cevabını ve daha fazlasını bu hafta Ekonomi Gazetesi’ndeki köşemde tartıştım.
Her Cuma sabahı e-posta kutunuza gelen Global İşler+ bülteninde teknoloji, toplum, politika kesişiminde dünyada olup bitenlerin Türkiye’ye yansımalarını tartışıyorum. Esas işim olan Ussal Danışmanlık isimli danışmanlık şirketimde, irili ufaklı teknoloji şirketlerine kamu ile ilişkiler konusunda hizmet veriyorum.
🐦 Twitter: Türkçe: @ussal / İngilizce: @ussalEN
🔗 Linkedin: @ussal
📝 Medium: Ussal Şahbaz
🎧 Global İşler+ Podcast: Apple, Spotify
🎙️ 4x4 Podcast: Spotify






