Davos’tan Münih’e: Egemenlik kavramı güzel de faturayı kim ödeyecek? - 2026/8
Egemenlik, Pax Silica, Sosyal Medyada Yaş Sınırlaması
Global İşler+ No.233 — 2026/8
Merhaba! Ben Ussal Şahbaz. Son bir haftada aramıza katılan 14 okurumuza hoş geldiniz diyorum! Böylece her hafta 10.932 okurumuzla buluşuyoruz.
Geçtiğimiz hafta Münih’teydim, o nedenle bültenimize Münih Güvenlik Konferansı’ndan gözlemlerimle başlıyoruz. Ardından ABD’nin yapay zekâ stratejisindeki yeni eğilimlere ve Pax Silica etrafından toplanan yeni devletler topluluğuna bakacağız. Sonda ise çocukların sosyal medya erişiminde yaş sınırlaması tartışması var.
Bültenimize geçmeden önce de tüm İslam aleminin mübarek Ramazan ayını tebrik ederim!
İyi okumalar!
Davos’tan Münih’e: Egemenlik kavramı güzel de faturayı kim ödeyecek?
🖊 Global İşler Köşesi
13-15 Şubat tarihlerinde düzenlenen 62. Münih Güvenlik Konferansı vesilesiyle geçtiğimiz hafta Münih’teydim. Toplantının yapıldığı yerleşkenin neredeyse her koridorunda ve her panelde sürekli tekrarlanan bir kelime vardı: “egemenlik”.
Enerji egemenliği, teknoloji egemenliği, iklim egemenliği… Son dönemde bu başlıklar artık ekonomi sayfalarından çıkıp güvenlik dosyalarının içine taşındı. Bir konuyu “ulusal güvenlik” dosyasına koyduğunuz anda tartışma değişiyor. Çünkü o andan itibaren masadaki biri “Sizin bilmediğiniz şeyler var!” diyerek konuyu kapatabiliyor.
Öte yandan, maliyetlere gelince durum değişiyor. Güvenli şebekeler, güvenilir bulutlar, dayanıklı tedarik zincirleri, kıyıda iklim teknolojisi üretimi... Hiçbiri bedava değil! Devletlerin egemenlik alanlarını güçlendirme talebinin maliyetini birileri ödemek zorunda. Avrupa örneğinde, çoğu zaman, orta sınıf bu maliyeti ödemek zorunda kalırken enflasyonla sıkıştırılmış.
Önümüzdeki dönemde bu geçişi akıllıca tasarlamazsak, siyaseten de maliyetleri olacak bir durumdan bahsediyoruz: popülizmin ve aşırı milliyetçiliğin yükselişi böyle dönemlerde kaçınılmaz oluyor. Son dönemde Avrupa’da bu eğilimler paralelinde siyaset yapan liderlerin ve siyasi partilerin yükselişi de bu nedenle şaşırtıcı değil.
Münih’teki gözlemlerimden biri de AB’de çok az kişi Türkiye’nin Avrupa’nın yeniden şekillendirilmeye çalışılan ekonomik mimarisine nasıl entegre edilebileceğini tartışıyor. Ancak bu mesele sadece ekonomik değil, aynı zamanda stratejik de bir başlık. Örneğin, Türkiye’nin tam olarak entegre edilmediği Avrupa’nın egemen iklim teknolojisi Çin ile nasıl rekabet edebilir?
Avrupa dayanıklı piller, güneş enerjisi değer zincirleri, elektrikli araç bileşenleri ve yeşil endüstriyel ölçek istiyorsa, coğrafya ve kapasite önemlidir. Türkiye, tek pazarın sınırında konumlanan bir endüstriyel güçtür. Bu gerçeği görmezden gelen yeşil dönüşüm stratejisi, Avrupa’yı tam da kurtulmak istediği bağımlılığa sürükleme riskini taşır.
Şirketlerin ve bizim gibi orta ölçekli ülkelerin iktisadi alana yayılan egemenlik ve güvenlik tartışmalarını iyi takip etmeleri, değişen paradigmaları anlarken iktisadi gerçeklere göre konumlanmaları lazım. Bu çerçevede Münih’teki gözlemlerimi, enerji ve iklim teknolojileri ile ilgili tartışmalarla birleştirerek bu hafta Ekonomi Gazetesi’ndeki köşemde ele aldım.
Avrupa yeşillenirken, Çin zenginleşiyor, 5 Aralık 2025.
Avrupa’nın pil rüyası Northvolt’u kim batırdı?, 6 Aralık 2024.
ABD’nin yapay zekâ politikası: Verimlilik ve Pax Silica
📤 Haftanın Raporu
Jacob Helberg, Başkan Trump’ın enerji ve çevreden sorumlu devlet müsteşarı. Helberg’in de aralarında olduğu Trump’ın ekonomi danışmanları konseyi geçen ay ABD’nin yapay zekâ politikasına dair önemli bir rapor yayınladı. Raporda, yapay zekânın jeoekonomik etkilerine dair bültenlerimde de bahsettiğim birçok parça bir araya getirilmiş. Raporda şu hususlar öne çıkıyor:
Yapay zekâ modelleri kompleks hâle geldikçe, bunları eğitmek için gerekli işlemci gücü artıyor. İşlemci gücüne ve bunu çalıştırmak için gerekli enerji ihtiyacına paralel olarak, yapay zekâ modellerini eğitmenin maliyeti de her sene ortalama 2,5 kat artıyor. Bu yüzden yeterli işlemci gücüne sahip olmak yapay zekâ egemenliği için önemli (Trump’ın bu işi nasıl inşaata çevireceğini “Trump’ın yapay zekâ eseri Stargate” başlığı altında değerlendirmiştim.)

Modelleri eğitmek için gerekli maliyet artsa da, modelleri kullanım maliyeti (token maliyeti) düşüyor. Bunun nedeni modellerin daha verimli hale gelmesi. Yılda 9 kattan 900 kata kadar düşüş oluyormuş. Verimli olduğu için maliyeti düşen kaynaklar daha çok kullanıldığından (Jevon Paradoksu), yapay zekâ şirketlerinin geliri artıyor. OpenAI gelirini en hızlı artıran teknoloji şirketi olmuş.

Ancak ilginç bir dinamik var: Yapay zekâ modellerinin kullanımı çoğunlukla şahsi. Şirketlerin kullanım oranı hâlâ %10’un altında. Büyük iktisatçı Robert Solow’un 1987’de bilişim teknolojisi işleri için söylediği üzere “Bilgisayar çağını her yerde görebilirsiniz ama verimlilik istatistiklerinde göremezsiniz.” Bu cümlede bilgisayar kelimesini yapay zekâ ile değiştirsek, bugünü anlatan bir durum herhalde. Raporda bu kısım biraz kıvırtarak geçilmiş. Verimlilik sonra hissedilecek; biz yapay zekâ yatırımlarını artırmalıyız, deniyor. Bu nedenle de ABD artık ticaret anlaşmalarında başka ülkelerin ABD’de özellikle enerji ve yapay zekâ yatırımı yapmasını şart olarak koşuyor.

Bu arada ABD’ye yapılacak enerji ve veri merkezi yatırımları ile kritik mineral yatırımlarını bir araya getiren ülkeler arası işbirliğini “Pax Silica” adıyla kurmaya başladı. Şimdilik üyeler: Avustralya, Yunanistan, İsrail, Japonya, Katar, Güney Kore, Singapur, BAE, Birleşik Krallık, Kanada, AB, Hollanda, OECD ve Tayvan.
Yapay zekâ devletlerin egemenliğinde ayrışacak mı yoksa beraber mi geliştirilecek? Hegemon güç kim olacak? Bu konuları 18 Şubat günü Tersane İstanbul’da Cerebrum Tech “Generation Next Zirvesi”nde tartıştık. Bu toplantıya dair gözlemlerimi Pakistan toplantısındaki gözlemlerimle yakında bültende tartışacağım.
The AI productivity take-off is finally visible, FT, 16 Şubat 2026.
Avustralya’da sosyal medya yasakları sonrası çocuklar ChatGPT ve oyun platformlarına rağbet etti
🤔 Fikri Takip
Daha önce bültenimizde Avustralya’da 16 yaş altına getirilen sosyal medya yasağını ele almıştık. Ancak son veriler sosyal medyaya erişemeyen çocukların ekran süresinde bir azalma olmadığını, sadece ekran başında vakit geçirdikleri adreslerin değiştiğini ortaya koyuyor. Türk-Alman Üniversitesi öğretim üyesi ve değerli dostum Elif Posos Devrani şu tespitlerde bulunuyor:
Erişim kısıtlandığında ekran süresi azalmıyor, “yer değiştiriyor”.
Avustralyalı çocuklar artık dünyanın en büyük Roblox kullanıcı kitlesi
18 yaş altı ChatGPT kullanımı 2024’ten bu yana %416 arttı.
Yasak kapsamında olmayan Discord ikinci en çok kullanılan sosyal iletişim uygulaması.
Gençler açık açık “yasak nasıl aşılır” içerikleri paylaşıyor ve bu içerikler büyük rağbet görüyor.
Ve belki de en dikkat çekici nokta: Ebeveynlerin %55’i ChatGPT’nin ödev için kullanıldığını düşünüyor. Oysa birçok genç yapay zekâ sohbet botlarını duygusal destek için kullanıyor.
Buradaki temel meseleyi kaçırmamamız gerek: Gençlerin dijital davranışı yasağa değil, açık kalan fırsat alanlarına uyum sağlar. Avustralya örneğinde görüyoruz ki sosyal medya kısıtlandığında ekran süresi azalmıyor; dikkat daha az regüle edilen oyun, mesajlaşma ve yapay zekâ alanlarına kayıyor.
Belki de bu işler sadece kanunla düzenlenecek kadar basit değil! Öte yandan FT’den Stephen Bush ise meseleye başka bir perspektif getiriyor:
[Belki de] çok sayıda siyasetçi için gençlerin sosyal medyaya erişimini yasaklamak, kendimizi koruyamama konusundaki kolektif yetersizliğimizden dikkatleri başka yöne çeviren rahatlatıcı bir oyalamadan ibarettir.
Ülkemizde de son dönemde daha fazla tartışılan bu konu sadece sosyal medya değil, aynı zamanda dijital oyun platformlarının çocuklar tarafından kullanımını tartışmaya açtı. Oyun konusunu da daha sonra inceleyeceğiz.
Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı (2026-2030)
Cumhurbaşkanlığı Genelgesi - Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı (2026-2030), 2 Şubat 2026.
Dijital mecralarda yaş sınırı koymak ne kadar kolay?, 6 Şubat 2026.
Çocukların sağlığı ve ekran süresi, 30 Ocak 2026.
Her Cuma sabahı e-posta kutunuza gelen Global İşler+ bülteninde teknoloji, toplum, politika kesişiminde dünyada olup bitenlerin Türkiye’ye yansımalarını tartışıyorum. Esas işim olan Ussal Danışmanlık isimli danışmanlık şirketimde, irili ufaklı teknoloji şirketlerine kamu ile ilişkiler konusunda hizmet veriyorum.
🐦 Twitter: Türkçe: @ussal / İngilizce: @ussalEN
🔗 Linkedin: @ussal
📝 Medium: Ussal Şahbaz
🎧 Global İşler+ Podcast: Apple, Spotify
🎙️ 4x4 Podcast: Spotify




