Global İşler+ No.254 — 2026/30
Merhaba! Ben Ussal Şahbaz. Son iki haftada aramıza katılan 15 okurumuza hoş geldiniz diyorum! Böylece her hafta 11.004 okurumuzla buluşuyoruz.
Bu hafta ilk konumuz yapay zekâda yavaşlama tartışmaları. OpenAI ve Anthropic son haftalarda yeni bir gündem oluşturdu. Bültende hem Daron Acemoğlu Hoca’nın bu konudaki görüşlerini hem de Dr. Hasan Selim Özertem ile Prof. Dr. Bilge Demirköz’ün bu haftaki sohbetini bulabilirsiniz. Sonra geçen haftaki New York seyahatimden izlenimler var: Hem seyahat dedikodularına hem de New York’taki şehircilik politikalarına dair bugünkü köşe yazım.
Hugging Face olayının ardından yapay zekâ tartışmaları
📤 Haftanın Dosyası
OpenAI’ın siber güvenlik açıklarını bulmak üzere kapalı bir sistemde geliştirdiği ajanlar Temmuz ayında yapay zekânın Github’ı olan Hugging Face’in sistemlerini ele geçirmişti.
Bu olayda, yaklaşık 1200 yapay zekâ ajanı koordineli bir şekilde çalışarak internete erişimlerini engelleyen duvarları aşmış ve bu saldırıyı gerçekleştirmişti.
Sonrasında, bu süreçte 1200 ajanın kendi aralarında 70 bin kez bir mesaj panosu üzerinden mesajlaşarak haberleştiği ve kendi aralarında rol paylaşımı yaptığı anlaşıldı. Bazıları Hugging Face’teki açıkları tespit edip saldırıları doğrudan gerçekleştirmiş, bazıları gerekli kullanıcı bilgilerini internet üzerinden toplamış, bazıları ise koordinatör rolü oynamıştı.
Benzer bir durum da Google’ın Gemini modelinin, Mayıs 2026’da yapay zekâ güvenlik test şirketi Irregular’ın yürüttüğü bir “bayrağı ele geçir” (capture the flag) testinde, üç şirketin bilgisayar sistemlerine kendi başına erişmesiydi.
Burada da Gemini bir vakada şifreyi tahmin etti, diğer ikisinde ise herkese açık bir depoda bulduğu kimlik bilgilerini kullandı.
Irregular’a göre sorunun kaynağı bir isimlendirme hatasıydı: Testlerde kullanılan kurgusal bir şirket adı tesadüfen gerçek bir alan adıyla eşleşti ve yapay zekâ modeli internet erişiminin açık bırakıldığı bir sistemden dışarı çıkarak bu saldırıları gerçekleştirdi. Ancak Google yetkililerine göre, bu saldırıları gerçek dünyada yaptığını anlayan Gemini sonrasında saldırıyı durdurdu.
Uzmanlar yapay zekâ modellerinin son dönemde yaptığı saldırıların bu iki vakayla sınırlı olmadığını belirtiyor.
OpenAI krizinin ardından Anthropic CEO’su Dario Amodei, kendi blogunda “We Must Pace the Frontier” başlıklı bir makale yayımladı ve yapay zekâ modellerinin yetenek kazanma hızının bilinçli olarak yavaşlatılması gerektiği çağrısında bulundu. Bu yavaşlatmanın şirketlere operasyonel titizlik, hizalama, yorumlanabilirlik, test ve değerlendirme gibi alanlarda avantaj sağlayacağını söyledi.
Amodei ayrıca Çin’e yarı iletken ihracatına yönelik kontrollerin ve Çinli şirketlerin model eğitiminde Amerikan şirketlerinin geliştirdiği modellerin damıtma süreçlerinin engellenmesi gerektiğini de vurguladı.
Amodei’yi endişelendiren, aşağıdaki grafiklerden de görebileceğiniz üzere, son yapay zekânın yetenek kazanma hızının son bir buçuk yılda daha dik bir eğim kazanmaya başlaması.
Bu gelişmelerin ardından Nobel ödüllü Ekonomist Daron Acemoğlu da bu tartışmalara katıldı. Yakın zamanda “Hangi Liberal Demokrasi?” başlığıyla Türkçe’ye tercüme edilen son kitabında bu konuları da ele alan Acemoğlu, yapay zekâ modellerinin bu şekilde hareket etmesine neden olanın bu modellerin nasıl eğitildiği ile ilgili olduğunu ileri sürdü.
Project Syndicate’te “Distorted Intelligence at the AI Frontier” başlığıyla yayımlanan makalesinde Daron Hoca, süper zekâya giden yolda yapay zekânın eğitiminde başarı ölçütünün ana hedef haline gelmesiyle “çarpık bir zekâ”nın ortaya çıktığını belirten bir argüman öne sürdü.
Daron Hoca’ya göre genel amaçlı yapay zekâ her konuda başarılı olmak için belli sınırları aşması ve belirli davranış bozuklukları geliştirmesi beklenmeyen bir şey değil. Son dönemde yapılan araştırmalarda da en fazla üzerinde durulan bu davranışlar dalkavukluk, testleri kandırma, aşırı özgüven, hile ve gizleme.
Acemoğlu, bu nedenle daha gelişmiş modellerin bundan sonra yüksek matematik, hukuk, yazılım gibi belirli alanlarda uzmanlaşacak şekilde eğitilmesinin daha uygun olacağını savunuyor.
Ben OpenAI ve Anthropic’ten gelen yapay zekâyı yavaşlatma çağrılarının bir lobi oyunu olduğuna inanıyorum. Yapay zekâ konusundaki esas meseleler yerine felaket senaryolarına dikkat çekerek dikkat dağıtmaya çalışıyorlar. Ayrıca, bu alanda düzenlemeler sıkılaştırılırsa, her sektörde olduğu gibi bu düzenlemeler mevcut oyunculara yarayacak, zira yeni girişler zorlaşacak.
Yapay zekânın yönetişimi konusunu Ussal Danışmanlık Araştırma Direktörü Dr. Hasan Selim Özertem ve ODTÜ öğretim üyesi, BM Yapay Zekâ Paneli üyesi Prof. Dr. Bilge Demirköz ile Startups.Watch Ankara etkinliğinde daha geniş bir şekilde tartıştı. Sunumu aşağıda bulabilirsiniz.
TOBB’un COP-31 Bussiness Çalışma Grupları ve New York gözlemlerim
📆 Etkinlikler
Geçtiğimiz hafta, TOBB’un liderliğinde organize edilen COP31-Business Çalışma Grupları toplantıları için New York’taydım.
TOBB, COP31-Business ile 31 senedir yapılan iklim değişikliği toplantılarında ilk kez küresel iş dünyası için organize bir platform kurdu. Çalışma gruplarının odaklandığı konular şunlar:
Endüstriyel Karbonsuzlaşma
İklime Dayanıklı Şehirler
Elektrifikasyon ve Enerji Dönüşümü
Gıda ve Su Güvenliği
İklim Finansmanı ve Yatırımları
İklim Teknolojileri ve Yapay Zekâ
KOBİ’ler ve Gelişmekte Olan Ekonomiler
Çalışma gruplarının önerileri Antalya’da COP Zirvesinin içinde düzenlenecek iş dünyası zirvesinde açıklanacak.
COP31-Business toplantıları, BM Genel Kurulu haftasında tertip edildiği için devlet erkanının da olduğu bazı Türkiye etkinliklerine de katılma şansı buldum.
Memlekete döndüğümde ise Türkiye etkinliklerindeki hemen herkesin Türk olmasının çokça eleştirildiğini fark ettim.
15 senedir Türk iş dünyasının küresel ilişkileri için bir şeyler yapıyorum ve bunda hiçbir şekilde bir acayiplik görmüyorum.
Eğer bu etkinlikleri 5,5 milyonluk Slovakya tertipleseydi, büyük ihtimalle etkinliklerde oransal olarak Slovaklardan daha fazla yabancılar olabilirdi.
Ama daha büyük ölçekli ülkelerin etkinliklerinde durum farklıdır. New York'taki Meksika’nın etkinliklerinde herkes Meksikalı, Brezilya’nın etkinliklerinde ise herkes Brezilyalı olur.
Dünyada 90 milyonun üzerinde Türk var. O nedenle de Türkiye ile ilgili toplantılarda Türklerin daha fazla olması bana göre normal.
Türkiye kendi içinde yeterince büyük olduğu için kültürü biraz da içe kapalı. Buna bir de dil problemimizi ekleyin. O nedenle birçok küresel şirket, banka ve kuruluş Türkiye masasına yurt dışında dahi Türkleri oturtur. Bu nedenle, etkinliklerde çok Türk olması normaldir. Dediğim gibi, aynı durum Meksika, Brezilya gibi nüfusu Türkiye ile mukayese edilebilecek ülkeler için de geçerlidir.
Ayrıca, dünyada en az Türkiye kadar önemli 30-40 başka ekonomi daha var. Hepsinin aynı anda New York'a geldiği bir haftada, en önemli Amerikalı ya da küresel kişiliklerin Türkiye'nin tertiplediği etkinliklerde boy göstermesini bekleyemezsiniz.
Bu arada bu tarz etkinliklerde açıkçası ben de hep Türklerle muhabbet ediyorum. Çünkü, oraya gönderilen veya davet edilen az sayıda yabancıya göre daha ilginç kişiler oluyorlar. ☺️
Mamdani’nin New York’ta ilk senesinden alınacak dersler
🖊 Global İşler Köşesi
15 senenin ardından geçen hafta yeniden New York’taydım. Şehrin çok değişmiş olacağını bekliyordum. Ama neredeyse hiç değişmemiş! Hâlâ eskisi kadar pis, kaotik, canlı ve güzel!
Ama şehirde birçok vaatte bulunarak gelmiş yeni bir belediye başkanı var: Zohran Mamdani.
Ne kadar değişmese de New York’taki gözlemlerimden biri de toplumun ve alışkanlıkların zamanla farklılaştığıydı. Bunun en somut örneklerinden biri de her köşe başında TikTok videosu çeken gençlerdi.
Bunların bir kısmı öyle telefonlarla falan değil, profesyonel ekipmanlarla çekim yapıyordu. Hatta bazılarının ayrı çekim ekipleri bile vardı.
Sanırım, gençler ne kadar eğitimli olurlarsa olsunlar, artık çalışarak para kazanıp ev ve araba gibi şeyler alamayacaklarını bildikleri için tatmini ve belki de parayı sosyal medyada arıyor.
Bana göre, ekonomik anlamda sistemdeki eşitsizliklerin artışının bir yansıması olan bu durum, Mamdani’yi de iktidara taşıyan temel faktördü. Mamdani’nin vaatlerinden biri kira artışlarını dondurmaktı, diğeri ise tanzim satış marketleri kurmak.
Ucuz gıda marketleri ile ilgili durum 2027’ye kalmış. Kira artışları ile ilgili de Mamdani 1 Ekim sonrası imzalanan kontralar için önümüzdeki sene kira artışını yasaklamış. Sonrası ise meçhul!
Romantik vaatlerinin iktidara gelince sisteme uyum sağlamasıyla sulanması, dünyanın her yerinde görülen bir durum.
Peki, bir şehir konut ve pahalılık sorunlarını fiyatlara narh koyarak mı çözebilir, yoksa kentsel rantın bir bölümünü kamuya aktararak mı?
Piyasa gerçeklerinden uzak çözümlerin büyük şehirlerde yaşamayı aslında daha da zorlaştırdığına dair dünyada birçok örnek var.
Bence kentsel rantın bir kısmını kamuya aktararak denge sağlayan çözümler her zaman tam başarıya ulaşmasa da daha makul.
İkinci yaklaşıma dair New York’ta son 15 yılda yükselen Hudson Yards örneğini bu ziyaretimde yakından gözlemleme şansı buldum. Türk müteahhitlerin de son dönemde hareketli olduğu New York’ta, Hudson Yards’ın soylulaştırma (gentrification) süreci kısmi olarak sosyal konut inşasının önünü açtığı gibi, şehirdeki ulaşım altyapısının geliştirilmesinde önemli bir kaynak olarak da kullanılmış. Nasıl mı?
Detaylarını bu hafta Ekonomim Gazetesi’ndeki köşemde tartıştım.
Her Cuma sabahı e-posta kutunuza gelen Global İşler+ bülteninde teknoloji, toplum, politika kesişiminde dünyada olup bitenlerin Türkiye’ye yansımalarını tartışıyorum. Esas işim olan Ussal Danışmanlık isimli danışmanlık şirketimde, irili ufaklı teknoloji şirketlerine kamu ile ilişkiler konusunda hizmet veriyorum.
🐦 Twitter: Türkçe: @ussal / İngilizce: @ussalEN
🔗 Linkedin: @ussal
📝 Medium: Ussal Şahbaz
🎧 Global İşler+ Podcast: Apple, Spotify
🎙️ 4x4 Podcast: Spotify







