Merhaba! Ben Ussal Şahbaz. Son iki haftada aramıza katılan 9 okurumuza hoş geldiniz diyorum!
Bu hafta bültenimize, ABD’li yapay zekâ şirketlerinin gelişmekte olan pazarlardaki iş stratejilerini inceleyerek başlıyoruz. Önümüzdeki dönemde Anthropic’ten başlayarak halka arz süreçlerini takip edeceğimiz bu şirketlerin stratejileri, ilginç biçimde birbirinden ayrışıyor. Sonrasında, ülkemizin önde gelen müteşebbislerinden Ahmet Zorlu’nun vefatının ardından sanayi politikalarında ve küresel sistemde yaşanan değişimleri ele alacağız. Bültenimizi, Türkiye’nin yabancı yatırımlar için nasıl daha cazip bir çekim merkezi olabileceğini inceleyerek bitiriyoruz.
İyi okumalar!
ABD’li yapay zekâ şirketlerinin gelişmekte olan pazarlardaki iş stratejileri
📤 Haftanın Dosyası
Bu ay içerisinde büyük dil modeli Claude’u geliştiren Anthropic firması ABD’de halka arz edilecek. Muhtemel değerlemenin 1,5 trilyon doların üzerinde olması bekleniyor. Anthropic halka arzda, SpaceX’in 1,77 trilyon dolarlık rekorunu da geçebilir.
Anthropic hızla büyüyor. 2024 sonunda 940 çalışanı olan şirketin 2026 Eylül sonu itibarıyla 5300 çalışanı olduğu belirtiliyor.
2026’nın ilk yarısı şirket cirosu bir önceki senenin aynı dönemine göre 14 kat artarak 16.29 milyar dolara yükselmiş durumda.
Son dönemde çip tasarımıyla ilgili çalışmaları olduğuna dair haberlerle, şirketin operasyonel kapasitesini çeşitlendirdiği sinyalini de vermeye çalışıyor.
Önümüzdeki dönemde OpenAI gibi diğer şirketler de halka arz süreçlerini tamamlayacak. Geçen ay Richard Baldwin’in, bu şirketlerin büyümeye devam etmesi için ABD dışındaki pazarlara da erişiminin olması gerektiğini, ancak teknoloji alanındaki yükselen egemenlik arayışının bu açıdan bir risk oluşturduğunu bültenimizde not etmiştik.

Peki, bu şirketler yeni pazarlara erişmek için hangi stratejileri izliyor?
Bu hafta bültenimizde öncelikli olarak dört ABD’li yapay zekâ şirketinin gelişmekte olan ülkelerdeki stratejilerini inceleyeceğiz.
Bu dört şirketin de özelliği, dijital kodamanların aksine, son dönemde geliştirdikleri yapay zekâ teknolojisi ile öne çıkmaları. Bu yönüyle, Nvidia, META, Microsoft ve Google’ın ticari güçlerine henüz sahip olmasalar da bu şirketlerle aynı masaya oturmayı ve siyaset üzerinde nüfuz sahibi olmayı başardılar.
Anthropic
Anthropic, Claude’un yoğun olarak kullanıldığı ülkelerde ofis açıyor ve ücretli kurumsal müşterilerle büyüyor.
Şirketin üç ülkede ofisleri bulunuyor: Hindistan, Kore ve Brezilya.
Kurumsal ve yazılımcı odaklı büyüyor: Kore’de Samsung SDS, LG CNS, NAVER ve Nexon ile ortaklıklar duyuruldu. Hindistan’daki kullanımın neredeyse yarısı yazılım ve matematik işi. Air India ve CRED, Claude Code kullanıyor.
Hükümet ve sosyal etki ortaklıkları: Ruanda ile Şubat 2026’da üç yıllık bir mutabakat imzalandı; sağlık, eğitim ve kamu hizmetleri alanlarında iş birliği yapılacak. Anlaşma 2.000 öğretmene Claude Pro ve sekiz Afrika ülkesinde bir öğrenme asistanı içeriyor.
Yerel dil yatırımı: Hindistan’daki yaygın diller üzerinde çalışma sürüyor.
Ofis olmayan yerde ortak ağlar kuruyor: Claude Partner Network, Mart 2026’da 100 milyon dolarlık fonla kuruldu. Suudi-Mısırlı Velents, üyeliğe katılan ilk Arap şirketi oldu.
OpenAI
OpenAI geniş tüketici kitlesini ucuz paketlerle kazanıyor, reklamla gelire çeviriyor ve hükümetlerle altyapı anlaşmaları yapıyor.
Ucuz tüketici paketi: ChatGPT Go, Ağustos 2025’te önce Hindistan’da aylık 399 rupi (yaklaşık 4,6 dolar) fiyatla, Hindistan’ın yaygın ödeme sistemi UPI ile ödeme yapılabilecek şekilde kullanıma açıldı. Hindistan, kullanıcı sayısında OpenAI’ın ikinci büyük pazarı.
Reklamla gelir: Ekim 2026’da ChatGPT reklamları 26 yeni ülkeye açıldı; toplam 89 ülke. Reklamlar yalnızca ücretsiz ve Go paketlerinde görünüyor.
OpenAI for Countries: Hükümetlerle birlikte ülke içinde veri merkezi kuruluyor ve ürünler yerel dillere uyarlanıyor; maliyetler ortak paylaşılıyor. İlk aşamada 10 ortaklık hedefleniyor. İlk ortaklık Stargate BAE: Abu Dabi’de 1 GW’lık kümelenme hedefleniyor. Bunun 200 MW’ı 2026’da devreye girecek.
Erken giriş: Kore ofisini Eylül 2025’te açtı; Anthropic’ten dokuz ay önce.
xAI / Grok
xAI, Grok’u X platformu üzerinden yayıyor ve ülke çapında hükümet anlaşmalarını öne çıkarıyor. Kurumsal pazarda ise Anthropic ve OpenAI’ın gerisinde.
Platform üzerinden dağıtım: Grok, X’in içinde geldiği için ofis açmadan X’in olduğu her ülkede kullanıcıya ulaşıyor.
Ülke çapında hükümet anlaşmaları: Suudi Arabistan’da devlet fonu PIF’e ait HUMAIN ile 500 MW’lık bir veri merkezi inşa edilecek. Bu, xAI’ın ABD dışındaki ilk büyük yatırımı olacak. Bu merkez üzerinden Grok ülke genelinde kamu ve özel sektöre açılacak. El Salvador’da iki yıllık program ile Grok 5.000’den fazla devlet okulunda 1 milyonu aşkın öğrenciye kişisel eğitmen olacak. Azerbaycan hükümeti ise Grok’u kamu hizmetlerinde deneyecek.
Palantir
Palantir kendi dil modelini geliştirmiyor; kurumların dağınık verilerini birleştirip karar alma sürecini hızlandıran platformlar satıyor. Gelişmekte olan pazarlar ana hedef değil.
Öncelik savunma ve istihbarat. Başka şirketlerin dil modellerini müşterinin kendi verisine bağlıyor. Bu çerçevede Kasım 2024’te Anthropic, Palantir ve AWS anlaştı.
Hedef pazar gelişmiş ülkeler: Palantir’in AIP platformu, ABD savunma ve istihbarat kurumlarına gizli ortamlarda sunuluyor. Müşteriler ağırlıklı olarak ABD hükümeti, İngiltere ve NATO müttefikleri. Uluslararası büyüme ABD’de yavaş, ancak Orta Doğu’da ilerleme var. Bunun tek istisnası Ukrayna. Palantir yazılımı 2022’den beri sahada kullanılıyor. Ancak burası da savunma teknolojileri alanında uzmanlaşan Palantir için gerçek zamanlı savaş verisinin aktığı önemli bir kuluçka merkezi vazifesi görüyor.
Ahmet Nazif Zorlu’nun dünyası nasıl değişti?
🖊 Global İşler Köşesi - 1
Çarşamba öğlen Ahmet Nazif Zorlu’yu ebedi istirahatgâhına yolcu ettik. Rahmetli, Türk iş dünyasının duayenlerindendi.
Emeklilik yaşı geldiğinde TOGG’un kurucularından biri oldu. Bana göre TOGG, Türkiye tarihindeki en önemli sanayi politikası projelerinden biridir.
Ahmet Bey’in ilk işi tekstildi. İşini bugün kursa en büyük derdi çalıştıracak eleman bulmak olacaktı. Oysa şimdilerde Zorlu Center’da güvenlik görevlisi olabilmek için torpil aranıyor.
Zaman değişiyor ve zamanla birlikte küresel ölçekte sanayi devrimi sonrası şekillenen küresel düzende de önemli değişiklikler gözlemlemek mümkün. Bundan birkaç ay önce Ermenistan’dan benimle aynı yaşlarda bir dostumla yemek yiyorduk. “Bizde artık gençler düzenli bir işte çalışmak yerine kurye olmayı tercih ediyor,” dedi.
Ermenistan’da kişi başına düşen gelir Türkiye’nin dörtte biri nispetinde ve nüfusu azalan bir toplum. Koşullar farklı ama işgücü eğilimleri aynı.
Çok konuştuğumuz sanayisizleşme olgusunu sadece Çin’in aşırı rekabetinin değil, toplumsal trendlerin kaçınılmaz bir sonucu olarak da okumak lazım. Sanayi toplumunun insanlara sunduğu düzenli iş ve öngörülebilir hayat vaadi, giderek daha az karşılık buluyor.
Bu trend orta sınıf üzerinde de önemli bir baskı kuruyor. Orta sınıf giderek daralırken demokrasi, yolsuzlukla mücadele, küresel istikrar gibi konular seçmen için lüks başlıklar olarak öne çıkıyor.
Modern demokrasiyi ayakta tutan orta sınıfın üzerine kurulduğu iki kaide vardı:
Düzenli çalışılabilecek, sık sık değiştirilmeyen bir iş sahibi olmak
Çevrenizde olup bitenle ilgili şöyle böyle de olsa bilgi sahibi olabilecek kadar okuma alışkanlığı edinmek.
Ancak, bu iki kaide de hızla sallanıyor:
Otomasyonla birlikte sanayi sektöründe üretkenlik artmış olsa da yeterli düzeyde istihdam yaratılamıyor. Bu süreçte geçen hafta bültenimizde ele aldığımız gig ekonomisi, istihdam politikalarını ve sosyal güvenlik sistemini doğrudan ilgilendiriyor.
Okuma oranları ise sosyal medyanın odaklanma kapasitemizi giderek daraltan içerikleriyle son 20 yılda daha da hızlı bir düşüşe geçmiş durumda. Okuma becerileri körelen toplumların sorunlara çözüm üretmesi ve etraflarındaki gerçekliklere anlam vermesi de giderek zorlaşıyor. Böyle bir durumda, popülist söylemlerle öne çıkan siyasi aktörler merkez siyaseti dönüştürüyor; ancak yerel ve küresel sorunlara çözüm üretmekte zorlanıyor.
82 yaşında aramızdan ayrılan Ahmet Bey’in cenazesi çok kalabalıktı. Yağan rahmetin etkisiyle çadırlara sıkıştık. Rastladığım birçok tanıdık artık yurt dışına yerleşmiş ya da Londra’dan “gelip gidiyor.” Oralarda aradıklarını buluyorlar mı? Sanmıyorum.
Belki de geçenlerde aramızdan ayrılan modacı Karl Lagerfeld’in 2008’de söylediği şu söze kulak vermek lazım: “İçinde yaşadığın zamanı eleştirmeye başladığında, zamanın geçmiş demektir!”
İçinde yaşadığımız zamanın nasıl değiştiğini ve Ahmet Bey’in çağdaşlarıyla benzerliklerini bu hafta Ekonomi Gazetesi’ndeki köşemde yazdım. Kendisine Allah’tan rahmet, yakınlarına ise sabır diliyorum.
Fırsat penceresi açıldığında yabancı yatırımcı nasıl çekilir?
🖊 Global İşler Köşesi - 2
Son zamanlarda birçok yabancı şirket ve yatırımcıyla yaptığım görüşmeler, Türkiye’ye son yıllarda hiç olmadığı kadar ilgi olduğunu gösteriyor. Açıkçası bu ilgi beni şaşırtıyor.
Biz içeride olunca, genelde ülkemizde olumsuzlukları görüyor ve yazıyoruz. Oysa dünyanın geri kalanı da bizden pek farklı değil.
Ancak, önümüzde duran fırsat penceresinden faydalanmak için yapmamız gerekenlerin farkında olarak hareket etmemiz gerekiyor.

Türkiye’nin neo-liberal politikalara geçiş yaptığı 1980’lerden itibaren, küresel ekonomi içindeki göreli pozisyonunun en iyi olduğu sene bana göre 2015’ti.
Ancak, bu süreç 2010’ların ikinci yarısından itibaren darbe girişimi, terör saldırıları, bölgesel güvenlik krizleri gibi siyasi türbülanslar, makroekonomik sorunlar ve sonrasında COVID ile ivme kaybetti. Geçen sene itibarıyla, Türkiye’nin dışarıda yaptığı doğrudan yatırım, ülkemize çektiğimiz doğrudan yatırımı geçti.
Son on küsur senede bizden kaçan yabancı yatırım, imalat sanayiinde -tüm dünyanın yatırımını emen Çin’i saymazsa- Doğu Avrupa’ya, hizmetlerde ise Körfez’e gitti. Birçok küresel şirketin bölgesel merkezi İstanbul’dan Dubai’ye taşındı.
“Nedir bu yabancı hayranlığın? Yabancı yatırım olsa ne olur, olmasa ne olur?” diye sorabilirsiniz.
Yabancı yatırım, bizim gibi ekonomik potansiyeli yüksek, girişimci ülkeler için yeni iş yapma biçimlerini öğrenmek demek. Küresel ekonomide rekabet gücünüzü artıracak yeni iş süreçlerine dair bilgi genellikle kitaplarda yazmıyor. Birlikte iş yaparak öğreniyorsunuz.
Mesela Amerikalılar, son 30 senede çip üretmeyi unuttukları için bugün Tayvanlı TSMC’yi; gemi yapmayı unuttukları için de Koreli Hangwa’yı ülkelerine davet edip, üzerine de milyonlarca dolar teşvik vererek yatırım yaptırıyorlar. Neden? Bu işleri yeniden öğrenebilmek için.

Şimdilerde Körfez’de yaşanan güvenlik endişleri buraya giden birçok girişimci ve küresel şirketin kendilerine yeni yer bakmaya zorluyor. Bölgeye bakınca Türkiye, gelişmekte olan ülkeler arasında en istikrarlı ve en bağlantılı olanlardan biri olarak öne çıkıyor.
Peki, Türkiye’yi yeniden bir çekim merkezine nasıl dönüştürürüz? Bu konudaki görüşlerimi geçen hafta Ekonomi Gazetesi’ndeki köşemde paylaştım.
Bitirirken…

Önümüzdeki hafta Antalya’da düzenlenecek COP31 Zirvesi’ne katılacağım için bültenimize 1 hafta ara vereceğiz. 12-13 Kasım tarihlerinde gerçekleşecek ve benim de politika danışmanlığını yaptığım İş ve Yatırım Zirvesi’ne Blue Zone’da bulunanlar katılabilir. Zirveye katılacak olan bültenimizin takipçileriyle yüz yüze tanışmak ve görüşmek isteyenlerin mesajlarını bekliyorum.
Her Cuma sabahı e-posta kutunuza gelen Global İşler+ bülteninde teknoloji, toplum, politika kesişiminde dünyada olup bitenlerin Türkiye’ye yansımalarını tartışıyorum. Esas işim olan Ussal Danışmanlık isimli danışmanlık şirketimde, irili ufaklı teknoloji şirketlerine kamu ile ilişkiler konusunda hizmet veriyorum.
🐦 Twitter: Türkçe: @ussal / İngilizce: @ussalEN
🔗 Linkedin: @ussal
📝 Medium: Ussal Şahbaz
🎧 Global İşler+ Podcast: Apple, Spotify
🎙️ 4x4 Podcast: Spotify




