Yapay zekâ çağında üniversite tercih rehberi - 2026/24
Üniversite tercihleri, NATO, Klimanın Politik Ekonomisi, Emlak Siteleri & Regülasyonlar
Global İşler+ No.248 — 2026/24
Merhaba! Ben Ussal Şahbaz. Son iki haftada aramıza katılan 16 okurumuza hoş geldiniz diyorum! Böylece her hafta 10.947 okurumuzla buluşuyoruz.
Önümüzdeki hafta YKS sonuçları açıklanacak ve üniversite tercihleri için yaklaşık üç haftalık süreç başlayacak. Bu nedenle bültenimize yapay zekânın birçok meslek grubunu yeniden şekillendirdiği bu süreçte nasıl bir tercih yapmak gerektiğine dair bazı görüşlerimi paylaşarak başlamak istedim. Ardından Ankara’daki NATO zirvesinden sonra bize kalanları ele alacağız. Son olarak Avrupa’nın sıcaklarla sınavını ve regülasyonlarda topuzun dengesi kaçırıldığında ne olduğunu Avrupa’dan ve Türkiye’den örneklerle inceleceğiz.
İyi okumalar!
Yapay zekâ çağında üniversite tercih rehberi
🖊 Global İşler Köşesi - 1
2020’den itibaren her üniversite tercih döneminde, tercih yapacak öğrencilere ve ailelerine fikir vermek için bir yazı yazmaya çalışıyorum. O zamanlar GPT-3 diye bir yapay zekâ modeli daha yeni çıkmıştı.
2022’de bu model ChatGPT adıyla halka açıldı; şimdilerde GPT-5 ve muadilleri kodlamadan araştırmaya kadar üniversite mezunlarının yapacağı birçok işi yapıyor.
O günden beri ne değişmedi? ÖSYM’nin tercih rehberi değişmedi. Hep aynı bölümler var. Oysa Çin’de üniversite programlarının %30’u kapatılıp yeni programlar açılmış.
Bu hızlı teknolojik dönüşüm üniversiteden alınan eğitimle 20-30 sene boyunca ekmek parası kazanma garantisini de ortadan kaldırıyor.
World Economic Forum ve PwC’nin yaptığı yeni araştırmanın sonuçlarına göre, gelişmiş ülkelerde üniversiteyi bitirip işe yeni giren gençlerin %28’i üç sene içinde becerilerinin yarısının işlevsiz kalacağına inanıyor
Yani üniversiteye bir meslek edinmek için gidiyorsanız, beyhude bir çaba içinde olabilirsiniz.
Bunun en güzel göstergelerinden biri de ABD. Burada son yılda en hızlı büyüyen meslek, öyle yazılımcılık, uzay bilimciliği filan değil; manikürcülük! Anlayacağınız, üniversite mezunlarının iş bulmasının giderek zorlaştığı bir döneme giriyoruz.

PwC’nin geçen ay yayımladığı raporda önümüzdeki dönemde meslekler iki ayrı grupta incelenmiş: Demokratikleşen ve profesyonelleşen:
Demokratikleşen işlerde uzmanlık gerektiren görevleri yapay zekâya bırakmak ve daha az uzmanlık gerektiren sorumluluklara odaklanmak mümkün hale geliyor. Örneğin, ambar memurları için kutuları yerleştirmek envanter programını kullanmaktan daha önemli hale geldiği için bu meslek demokratikleşecek işler grubunda yer alıyor. Yani daha az uzmanlık gerektirecek.
Bazı işlerde ise otomasyon sayesinde basit ama zaman alan işleri yapay zekâya bırakmak ve daha fazla sorumluluk/uzmanlık gerektiren görevlere yoğunlaşmak kolaylaşıyor. Yetenek avcıları bunun için iyi bir örnek. CV’leri taramak artık yapay zekâya havale edilebilirken, işe alımlarda sözleşme görüşmelerini birilerinin yapmaya devam etmesi gerekiyor. Bu da daha çok yumuşak becerilerin (soft skills) öne çıkması anlamına geliyor.

PwC, önümüzdeki dönemde ilanlarda yer alan işlerin %52’sinin demokratikleşeceğini ve yalnızca %22’sinin yapay zekâ teknolojisiyle daha fazla uzmanlık gerektiren işlere dönüşeceğini belirtiyor.
Kendisini kurtaracak işler arasında cam siliciler gösterilmiş! Türkiye’de bu işi yapanların profilini düşününce acaba yerine robot yapmak cazip olur mu?

Konumuza geri dönelim…
Üniversite tercihinde nelere dikkat etmeli?
Hangi üniversiteye girdiğiniz, hangi bölüme girdiğinizden daha önemlidir.
Yapay zekâya karşı dayanıklılığı artırmak için olabildiğince geniş alanı olan programları seçmekte fayda var.
Mezunların iş hayatındaki başarılarını daha ilk günlerden ilişki kurma, iletişim, strese karşı dayanıklılık ve değişikliğe açık olmak gibi yumuşak beceriler belirleyecek. Bunun için eğitim sürecinde staj imkânı sunan programlar tercih edilmeli. Zira bu beceriler iş hayatında kazanılıyor.
Üniversitelerde program isimlerine veya ders isimlerine konan “yapay zekâ” laflarına aldanmayın!
Eğer bu önerilerimin detaylarını merak ediyorsanız, tercihlerden önce Ekonomi Gazetesi’ndeki köşemi okumalısınız.
NATO Ankara Zirvesi’nde hedef savunma sanayii kapasitesini güçlendirmek, ölçeklenebilir inovasyon ve dijtalleşme
📅 Etkinlikler
Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi geride kaldı. Zirve deklarasyonu önceki yıllara kıyasla daha kısa. Ama esas önemli olan Zirvede doğrudan teknoloji ile ilgili imzalanan 3 belge, medyamızdaki magazin içinde duyulmadı:
Bu belgeler, artacak savunma harcamalarının nasıl yönlendirileceğine dair önemli ipuçları sunuyor. NATO artık yalnızca en ileri teknolojiye sahip olmayı değil, bu teknolojileri hızlı biçimde tedarik edebilmeyi, KOBİ’lerden büyük savunma sanayii şirketlerine kadar geniş bir ekosistemi sürece dahil etmeyi ve güvenlik kurumlarının ihtiyaç duyduğu sistemleri daha kısa sürede sahaya sürebilmeyi hedefliyor.
Başka bir ifadeyle, mesele artık sadece teknolojik üstünlük değil; aynı zamanda tedarik hızı, sanayi kapasitesi ve ölçeklenebilir inovasyon.

Bunları yaparken NATO aynı zamanda dijital dönüşümü de öncelemekte. Bunun için Mayıs ayında ittifak, Dijital Dönüşümünün Uygulama Strateji Belgesi’ni (DTIS) de kamuoyuyla paylaştı. Buna göre NATO, dijital dönüşümünü sekiz temel stratejik çıktı üzerinden kurgulamakta. Bunlar arasında bazı öne çıkan çıktılar şöyle:
Dijital Omurga: Ağları, bulut ve uç bilişim hizmetlerini birleştiren; sensörler, karar vericiler ve operasyonel unsurlar arasında güvenli, dayanıklı ve ölçeklenebilir bağlantı sağlayan teknik altyapı.
İttifak Veri Paylaşım Ekosistemi: NATO, müttefikler ve güvenilir aktörler arasında birlikte çalışabilir verilerin paylaşılmasını ve kullanılmasını sağlayan; veri egemenliği ile ulusal düzenlemelere saygılı ortak yönetişim sistemi.
Dijital Operasyonlara Hazır Muharip Güçler: İleri teknolojilerle donatılmış, dijital savaş ortamında ve çok alanlı operasyonlarda etkin görev yapabilecek eğitimli NATO kuvvetleri.
Siber Güvenlik: Sıfır Güven yaklaşımı, kimlik ve erişim yönetimi, veri güvenliği, sürekli izleme ve hızlı müdahale yoluyla güvenilir ve dayanıklı dijital kabiliyetler oluşturulması.
Klimanın politik ekonomisi
🖊 Global İşler Köşesi - 2
Avrupa, sıcak havaların ardından ölülerini sayıyor. Özellikle yaşlılar, Avrupa’nın ortasında klimaya ulaşamadıkları için hayatlarını kaybediyor. Klima artık modern hayatın bir gereği haline geldi. Peki, Kuzey Avrupa’da klima neden yaygın değil?
Bunun bir nedeni de son dönemde üretim yerine hizmetlerin öne çıkması.
Zira Çin sayesinde klima fiyatları, 2017’den önceki 20 senede küresel ölçekte reel olarak yüzde 50 oranında düşmüş.
Bugün dünyada yeni takılan her 100 klimanın 84’ü Çin’de üretiliyor. Çin, birçok üründe olduğu gibi klimayı da bir meta haline getirmeyi başardı.
Yani mesele klima arzının yetmemesi değil. Avrupa’da depolar ağzına kadar klima ile dolu.
Ama Avrupa, bu konuda attığı adımlarla klima takma işini oldukça zorlaştırmış durumda. Bunun bir nedeni Avrupa’daki eski binalar. Avrupalılar da vatandaşlarından çok tarihi binalarını korumayı tercih ettikleri için bu binalara klima takmak çok zor. Yeni binalarda klima taktırabilmek için bina sakinlerinden izin almak gerekiyor.
Ama iş izin almakla da bitmiyor. Asıl mesele klimayı takacak ustayı bulmakta. Avrupa ise bu alandaki hizmet sektörünün önünü açmak yerine kadük bırakacak adımlar attığı için bugünlerde bu çok da kolay değil.
Bize “medeniyet” kurallara ve kurumlara bağlı olmak diye öğretilmişti. Avrupa’nın klima ile imtihanını izleyince düşünüyorum da, galiba medeniyet aslında “adapte olabilme gücü”ymüş.
Dünya hızla değişiyor. Eğer güçlü kurallarınız ve kurumlarınız olsa da bunlar değişime adapte olamazsa, bir müddet sonra geri kalırsınız.
Avrupa ise birçok konuda olduğu gibi bu konuda da kural koymayı sorun çözmenin önüne koyduğu için bugün sıcaklıklarla mücadelede zorluk yaşıyor. Konunun detaylarını merak edenler geçen hafta Ekonomi Gazetesi’nde “Klimanın politik ekonomisi” başlığıyla yayımlanan köşe yazımı okuyabilir.
Emlak sektöründe portal fiyatları yasaklarla fırladı
🗞️ Haftanın Haberi
Fazla düzenleme fiyatların artmasına nasıl sebep olur? Türkiye'de gerçek hayattan bir örnek:
Emlakçılar, yetki belgesi olmayan kişilerin internete emlak ilanı verememesi için Ticaret Bakanlığı'na baskı yaptı.
Ticaret Bakanlığı, dünyada sadece bizde olan bir uygulamayla, emlak ilan sitelerine giriş için e-Devlet'ten kimlik tespiti zorunluluğu getirdi.
Buna Türkiye'de mukim emlak ilan siteleri uydu. Türkiye'de olmayan sosyal medya platformları uymayacakları için, sosyal medyada emlak ilanı vermek yasaklandı.
Sosyal medyaya emlak ilanı vermek yasaklanınca, emlak ilan sitelerinde ilan fiyatları roket gibi yükselmiş.
Şimdi aynı emlakçılar maliyetlerimiz arttı diye dert yanıyor! Hizmet sektörlerinde aşırı düzenleme rekabet gücünün önündeki en büyük engeldir.
Bitirirken…
Malumunuz, yaz geldi. Her sene olduğu gibi bu sene de yaz döneminde sizlerle iki haftada bir buluşacağız. O nedenle 31 Temmuz’da tekrar buluşmak dileğiyle…
Her Cuma sabahı e-posta kutunuza gelen Global İşler+ bülteninde teknoloji, toplum, politika kesişiminde dünyada olup bitenlerin Türkiye’ye yansımalarını tartışıyorum. Esas işim olan Ussal Danışmanlık isimli danışmanlık şirketimde, irili ufaklı teknoloji şirketlerine kamu ile ilişkiler konusunda hizmet veriyorum.
🐦 Twitter: Türkçe: @ussal / İngilizce: @ussalEN
🔗 Linkedin: @ussal
📝 Medium: Ussal Şahbaz
🎧 Global İşler+ Podcast: Apple, Spotify
🎙️ 4x4 Podcast: Spotify



