Yapay zekâ çağında telif meselesi nasıl çözülür? - 2026/14
YZ & Telif, Tahmin Piyasaları, Dış Politika
Global İşler+ No.239 — 2026/14
Merhaba! Ben Ussal Şahbaz. Son iki haftada aramıza katılan 32 okurumuza hoş geldiniz diyorum! Böylece her hafta 10.945 okurumuzla buluşuyoruz.
Bu hafta bültenimize yapay zekânın yaratıcı endüstriler üzerindeki dönüştürücü etkisiyle başlayacağız. Yapay zekâ ile üretilen ürünler ne kadar orijinal? Yapay zekâ şirketleri eğitim için kullandıkları içerikler için ücret ödemeli mi? Bu sorular önümüzdeki birkaç yıl boyunca sadece entelektüel tartışmaları değil, aynı zamanda yargı ve yasama organlarında telif düzenlemelerine dair çerçeveyi de şekillendirecek. Bu konuda Türkiye’de ilk kez bir toplantı yapıldı.
Telif tartışmasının ardından bir başka tartışmalı meseleyi ele alacağız, tahmin piyasaları yasaklanmalı mı yoksa regüle mi edilmeli? Portekiz ve sonrasında ABD’de de fırtınalar kopuyor.
Bu hafta Brüksel ve Riyad ziyaretlerim sonrasında Türk dış politikasına dair gözlemlerim köşe yazımda. Dış politikamız sandığınızdan daha başarılı!
İyi okumalar!
Yapay zekâ çağında müzik endüstrisinde telif haklarının geleceği
📥 Haftanın Dosyası
Türkiye’de müzik endüstrisinin önde gelen üç meslek örgütü (MESAM, MSG ve MÜ-YAP), 3 Nisan’da Kültür ve Turizm Bakanlığı ile birlikte “Yapay Zekâ Çağında Müzik Alanında Telif Haklarının Geleceği” başlıklı bir çalıştay düzenledi.
İstanbul’daki çalıştayın bugünlerde düzenlenmesi şaşırtıcı değil. Zira yapay zekâ her sektörde olduğu gibi yaratıcı sektörleri de doğrudan etkiliyor.
Geçtiğimiz yüzyılın ikinci yarısındaki televizyon devrimi, ardından da 1990’ların mp3 ve Napster gibi sektördeki dijitalleşme dalgalarını aşarak hayatta kalmayı başaran müzik sektörü şimdi de yapay zekâ çağında ne yapması gerektiğini tartışıyor.

Yukarıdaki grafik müzik endüstrisinin elde ettiği teliflerin son on yılda 8,5 milyar avrodan 14 milyar avro bandına nasıl çıktığını gösteriyor.
Fakat yapay zekâ teknolojisi bu yükselişi ciddi anlamda tehdit ediyor. 2028’e kadar yapay zekâ şirketlerinin yaratıcı sektörlerden elde edeceği gelirin 64 milyar avro büyüklüğe ulaşması beklenirken, bunun müzik endüstrisinin gelirlerini %24 nispetinde azaltması öngörülüyor.

Çalıştayda hukukçular, akademisyenler ve sektör temsilcileri bu değişime karşı bireysel mücadelenin mümkün olmadığını vurgularken, bunun için de meslek örgütlerinin ve telif hakları konusunda siyasi iradenin atması gereken adımlar üzerinde durdular.
Toplu hakların korunması için telif yasasında yapay zekâ ile ilgili bazı düzenlemeler talep edilirken, önümüzdeki dönemde yapay zekâ teknolojisinin eğitilmesi bahane edilerek kullanılan telifli ürünlerin önemli bir hak kaybına yol açacağını belirttiler.
Bu konuda üzerinde durulan husus da telifli ürünleri kullanan yapay zekâ şirketlerinin hem eğitim aşamasında hem de çıktılar açısından belli telif ücretlerini hak sahiplerine ödemesi.
Türkiye’de müzik sektöründe toplu haklar korunurken, restoranlardan kuaförlere kadar birçok kamusal alanda arka fonda çalan müzikten belirli bir telif ücreti alınmakta. Buna dijital platformlarda üretilen içerikleri ve sinema gibi diğer yaratıcı endüstrileri de dahil etmek mümkün.
Ancak son dönemde bazı işletmelere yapay zekâ ile üretilen içerikler pazarlanarak tek seferlik ödeme alındığı ve bazı işletmelerin bu paketleri tercih ederek yıllık telif ücretlerini ödemekten imtina etmeye başlaması yapay zekânın gelirler üzerinde oluşturduğu baskının güzel bir örneği.
Yapay zekâ ile üretilen içerik de telif hakkına sahip olmalı mı? Bu konuda henüz bir uluslararası konsensüs söz konusu değil.
Yapay zekâ şirketleri strateji olarak şimdilik ulusal telif düzenlemeleri yerine süreçleri küresel şirketlerle yaptıkları ikili anlaşmalarla veya davalar üzerinden götürmeye çalışıyor. Bu durumda, her davaya başka sonuç çıktığı için yeknesak bir içtihat oluşmuyor.
Not: Yapay Zekâ Çağında Müzik Alanında Telif Haklarının Geleceği başlıklı çalıştaya nazik daveti için Prof. Dr. Cahit Suluk Hocam’a çok teşekkürler.
Geçtiğimiz ay, İngiliz hükümeti yapay zekâ teknolojisinin telif tartışmaları üzerindeki etkisine dair kapsamlı bir rapor yayımladı.
Rapora bakıldığında, en başta veri madenciliği istisnasını belli bir çerçeveye oturtarak telif düzenlemesi yapmayı planlayan İngiliz hükümetinin yaratıcı endüstrilerin temsilcilerinden gelen tepkilerle bu konuda geri adım attığı görülüyor.
Raporda İngiliz hükümeti bu alanda herhangi bir düzenleme yapmak için de acele etmeyeceğini ilan ediyor ve bunun yerine diğer ülkelerdeki (özellikle AB Yapay Zekâ Yasası kapsamındaki) düzenlemelerin etkilerini gözlemlemeyi ve sektörle birlikte en iyi uygulamaları geliştirmeyi teklif ediyor.
Yukarıdaki tartışmada olduğu gibi İngiltere’de de tartışmanın iki boyut var:
Yapay zekâ şirketleri model eğitiminde hangi veriyi nasıl kullanıyor? Telif Kanunu’ndaki eğitim istisnasının bu şirketlere uygulanabilmesi için yaratıcı endüstrilerin temsilcileri bu alanda şeffaflık talep ediyor.
Yapay zekâ ile üretilen ürün ne zaman telife tâbi olabilir? Burada da orijinallik açısından ürünün geliştirme sürecinde insan katkısının açıkça ortaya konması bekleniyor.
Raporda incelenen bazı yargı kararları şöyle:
Getty Images v Stability AI [2025] EWHC 2863 (Ch) - Birleşik Krallık’ta telif hakkı ve yapay zekâ eğitimi konusunda bir mahkemenin karar verdiği ilk dava. Söz konusu davada Stable Diffusion modelinin Getty Images’a ait eserleri bünyesinde barındırdığına dair kanıt bulunamamış ve model hak ihlali oluşturan bir kopya olarak nitelendirilmemiş.
GEMA – OpenAI Davası (Münih I. Bölge Mahkemesi, Dava No: 42 O 14139/24) - Almanya’nın müzik telif hakkı toplama kuruluşu GEMA (bizdeki MESAM’ın muadili), ABD merkezli yapay zekâ geliştiricisi OpenAI’a karşı Münih I. Bölge Mahkemesi’nde dava açmış. GEMA, OpenAI’ın GPT-4 ve GPT-4o büyük dil modellerini eğitirken telif hakkıyla korunan şarkı sözlerini lisans almaksızın kullandığını iddia etmiş. Mahkeme ihlal kararı vermiş ve GEMA’nın uğradığı zararın tazminine hükmetmiş. Bu karar, Avrupa’da yapay zekâ telif sorununu doğrudan ele alan ilk karar niteliğinde.
Her iki dava da temyiz sürecinde.
Tahmin piyasaları ve insider trading
🤔 Fikri Takip
ABD’de şu sıralar “tahmin piyasaları”na (prediction markets) dair hem eyalet düzeyinde hem de federal seviyede tartışmalar almış başını gidiyor.
Geçtiğimiz ay Arizona eyaleti, tahmin piyasasının önde gelen şirketlerinden Kalshi’ye yerel seçimler üzerine bahis açma suçlamasıyla ceza davası açtı. Zira Arizona’da seçim üzerine bahisler 100 yılı aşkın bir süredir yasa dışı.
Bazı Kongre üyeleri türev piyasaları dışında, ekonomi ile ilgisi olmayan her türlü bahis benzeri işin ise vergilendirilmesi gerektiğini savunuyor. ABD’deki eyaletlerin bazıları Kalshi ve Polymarket gibi tahmin piyasalarının spor bahis şirketleri ve casionalar gibi konumlandırılması gerektiğini savunuyor.
Ama son dönemde en fazla konuşulan konu ise İran savaşı sırasında içeriden bilgi alanların (insider trading) piyasada haksız kazanç elde edip etmediği. Bu konu ile ilgili bazı Kongre üyeleri ayrı yasa taslakları üzerinde çalışıyor: Kamu görevlilerinin bu tarz bahisleri oynamasını yasaklamak ve sonucu üzerinde siyasi etki edilebilecek durumlar üzerinde bahis/tahmin yapılmasını yasaklamak.
ABD’de birçok konuda olduğu gibi, tahmin piyasası konusunda da asıl mesele yetkinin eyalet seviyesinde mi yoksa federal seviyede mi kullanılacağı:
ABD Commodity Futures Trading Commission - CFTC (ABD Emtia Vadeli İşlemler Ticaret Komisyonu), açılan davalara karşı Arizona, Connecticut ve Illinois eyaletlerine karşı dava açarak yasalara riayet etmemekle suçladı. CFTC’ye göre tahmin piyasalarındaki tek yetkili kurum kendisi.
Küçük bir not, Başkan Trump’ın oğlu Donald Trump Jr. Kalshi’nin stratejik danışmanı.
Tahmin piyasaları tamamen yeni bir teknoloji ve her yeni teknolojide olduğu gibi regülasyon alanındaki boşluklar nedeniyle piyasa dinamikleri üzerinde dönüştürücü etkiye sahip. Bakalım mevcut tartışmalar önümüzdeki dönemde ABD dışına nasıl taşınacak?
Daha önce tahmin piyasalarına dair görüşlerimi bültenimizde paylaşmış ve Polymarket’in Portekiz’de yasaklandığını not etmiştim.
Dış politikanın hinterlandı şekillendirme gücü ve hakiki devletler
🖊 Global İşler Köşesi
Dış politikamıza dair en büyük tartışmanın büyükelçilerimizin fotoğraf veya video çektikleri kıyafetlerine ilişkin olması, ülkemizin içinde bulunduğu durumun vesikasıdır! Oysa dış politika demek, şirketinizin hangi ülkeye ihracat yapabileceği, hangi ülkeye yatırım yapabileceği demek.
Dış politika, nereden finansman bulabileceğinizin anahtarı. Dış politika, hızla parçalara ayrılan dünyada ekonomik hinterlandınızın nasıl şekilleneceğinin de belirleyicisi.
Bu hafta bazı toplantılar için Brüksel ve Riyad’daydım. Türkiye’nin dış politikası yurt dışından bizim içeride gördüğümüzden çok daha iyi görünüyor. Neden mi?
Birincisi, her ülkenin entelektüel vatandaşı, tabiatı gereği kendi ülkesine daha eleştirel yaklaşır.
İkincisi, Türkiye’de siyasi kutuplaşma ülkemizin dünyadaki pozisyonuna dair görüşlerimizi şekillendiriyor.
Üçüncüsü, içe dönük bir toplum olduğumuz için başka ülkelerin içinde bulunduğu durumu ve tartıştığı meseleleri iyi göremiyor, kendi sorunlarımızın daha önemli ve çetrefilli olduğunu zannediyoruz.
Yeni dünya düzensizliğinde, bir yanda küçük-çevik devletler, bir yanda büyük güçler, arada da Türkiye gibi orta sıkletli devletler kalıyor. Aslında belki de en fırsat dolu noktadayız. Bu gruba “orta ölçekli güçler” (middle powers) deniyor. Ben bu ülkelere “orta ölçekli güçler” değil de “hakiki devletler” demeyi seviyorum.
Kanada Başbakanı Mark Carney’nin Ocak ayındaki Davos konuşmasını dinlerseniz ya da Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb’ın Foreign Affairs’daki “The West’s Last Chance” (Batı’nın Son Şansı) başlıklı yazısını okursanız, bu kavrama kafa yoran dünya birçok dünya lideri olduğunu görebilirsiniz.
Bana göre son dönemde şekillenen Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan ve Mısır yakınlaşmasına da yeni küresel düzensizlik çağında hakiki devletlerin yakınlaşması olarak bakmak lazım. Nedenini bu hafta Ekonomi Gazetesi’ndeki köşemde tartıştım.
Made in Europe: Bir virgülle dışarıda kalabiliriz, 3 Nisan 2026.
Dubai’nin sonu geldi mi?, 6 Mart 2026.
Türkiye’nin başına gelen en iyi şey petrolü olmamasıdır, 16 Ocak 2026.
Bitirirken…
Haftaya 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle bültenimizi yayımlamayacağız. 1 Mayıs’ta görüşmek üzere! İyi bayramlar!
Her Cuma sabahı e-posta kutunuza gelen Global İşler+ bülteninde teknoloji, toplum, politika kesişiminde dünyada olup bitenlerin Türkiye’ye yansımalarını tartışıyorum. Esas işim olan Ussal Danışmanlık isimli danışmanlık şirketimde, irili ufaklı teknoloji şirketlerine kamu ile ilişkiler konusunda hizmet veriyorum.
🐦 Twitter: Türkçe: @ussal / İngilizce: @ussalEN
🔗 Linkedin: @ussal
📝 Medium: Ussal Şahbaz
🎧 Global İşler+ Podcast: Apple, Spotify
🎙️ 4x4 Podcast: Spotify





