Robotaksi firması Waymo (şimdilik) rakip tanımıyor - 2026/3
Robotaksiler, Venezuela & Trump, 2025 Kitapları (3)
Global İşler+ No.228 — 2026/3
Merhaba! Ben Ussal Şahbaz. Son bir haftada aramıza katılan 16 okurumuza hoşgeldiniz diyorum! Böylece her hafta 10.927 okurumuzla buluşuyoruz.
Bu hafta bültenimize robotaksi sektöründeki son gelişmelerle başlıyoruz. Ardından Venezuela’da Başkan Maduro’nun ABD tarafından derdest edilmesinin ardından başlayan tartışmalara dair görüşlerimi paylaşıyorum. Sonrasında 2025’te okuduğum kitapların listesinin üçüncü ve son kısmı var.
İyi okumalar!
Robotaksi firması Waymo (şimdilik) rakip tanımıyor
🗞️ Haftanın Haberi
Geçtiğimiz yıl Uber CEO’su Dara Khosrowshahi önümüzdeki 10-15 yıl içerisinde robotaksilerin insan sürücülerin yerini alacağı kehanetinde bulunmuştu. Uber CEO’sunun kehanetinin ana argümanı robotaksilerin daha ucuz olacağı için daha fazla tercih edileceği yönündeydi.
Son dönemde robotaksi talebi hızla artıyor ama sebep robotaksilerin daha ucuz olması değil.
Robotaksiler henüz normal taksilere göre daha pahalı. Ama son dönemde bu hizmet ya meraktan ya da farklı motivasyonlar nedeniyle giderek daha çok tercih ediliyor.
Sektörün koçbaşları ABD ve Çin’den. Ancak Amerika’da bu sektörde en hızlı büyüyen şirket Alphabet’in Waymo’su. Özellikle 2024 yılı başında haftalık yolculuk sayısı 50 bin iken 2025 sonunda bu rakam 450 bin eşiğine ulaşmış. Bu da yıllık 25 milyon gibi büyük bir rakama denk geliyor.
Bloomberg, 2030 yılında bu rakamın haftalık 8 milyon bandına çıkacağını öngörüyor.
Thomas Pueyo, robotaksilerin mevcut pazardan pay almanın ötesine geçtiğini kendi talebini de yarattığı tesbitini yapıyor.

Peki, önümüzdeki dönemde sektör nasıl dönüşür? Buna dair net bir şey söylemek güç. Fakat rekabetin hızlanması muhtemel. Önümüzdeki dönemde aynı zamanda araç üreticisi olan Elon Musk’ın Tesla’sının da bu rekabete dahil olması bekleniyor. Bu durumda fiyatlar daha hızlı aşağı gelebilir.
Tesla’nın avantajı hem araçları üretmesi hem de sattığı araçlar üzerinden topladığı veri ile sürekli geliştirdiği otopilot ve otonom sürüş teknolojisine (FSD) sahip olması. (Bu arada Tesla 14 Şubat 2026’dan itibaren FSD hizmetini ücretli sunacak!)
Tesla’nın rakipleri ise verilen hizmet için araç satın almak zorunda. Ama orada da alternatifler çoğaldıkça maliyetler aşağı gelecektir.
Robotaksiler piyasayı domine ederken Uber gibi şirketler bu süreçte pazar kaybeder mi? Onu da yaşayıp göreceğiz. Zira robotaksiler kural temelli ve düzgün yollarda iyi performans gösterse de emniyet konusunda özellikle zor hava koşullarında ve bozuk yollarda henüz insan sürücülerin gerisinde.
Öte yandan Uber gibi şirketlerin bir avantajı da insan sürücüler sayesinde hızlı yemek teslimatı gibi hiztmetleri de sunabiliyor.
Tabii, bu süreç önümüzdeki dönemde Türkiye’deki sarı taksi sektörünü de etkileyecek. Halihazırda Türkiye’de paylaşımlı yolculuk (Martı Tag) ve taksi çağırma uygulamaları (taxi haling) hayatın bir parçası haline gelmiş durumda ve İstanbul dışına da yayılıyor. 😅
Otonom araçların çakarla imtihanı, 12 Ağustos 2025.
Venezuela’yı Trump batırmadı!
🖊 Global İşler Köşesi
Venezuela neden bu hale düştü? 2019’da Venezuelalı bir arkadaşımın düğünü için Miami’ye gitmiştim.
Arkadaşım, düğünden bir gün önce, yabancı misafirleriyle lise arkadaşlarını akşam yemeğinde bir araya getirdi. Önce lise arkadaşlarının Venezuela’dan geldiğini sandım. Meğer hepsi Miami’de yaşıyormuş.
- Sizin lise sınıfından kaç kişi memlekette kaldı?” diye sordum.
- Kimse kalmadı” dediler.
Bir tanesi de ekledi:
- Geçen sene annem ölünce evimizi de sattım. Tamamını nakit olarak satmak zorunda olduğum için ancak tanıdık birine satabildik.”
2019’dan beri Venezuela’yı terk edenlerin sayısı hızla arttı. Bugün 30 milyonluk ülkenin 8 milyonu yurtdışında. Bunların yarısı üniversite mezunu. Meksikalı göçmenler arasında üniversite mezunlarının oranı %10.
Elitlerini kaybeden ülkeler batmaya mahkumdur!
Bu hafta Nasıl Bir Ekonomi gazetesindeki köşemde Başkan Trump’ın Venezuela müdahalesini değerlendirdim. Düşüncelerim, Türkiye’de hakim değerlendirmelerden çok farklı.
Medyascope’ta Cenk Narin’in moderatörlüğünde “Nasıl Bir Dünya? Nasıl Bir Türkiye?” programında, Bilgi Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Tuğçe Erçetin ile birlikte Venezuela’daki son gelişmeleri ele aldık.
2025 yılında okuduğum kitaplar - 3
🎄2025’in Kitap Önerileri
Bu hafta tarih başta olmak üzere diğer başlıklarda okuduğum kitaplar ile 2025 yılında okuduğum kitaplara dair listeyi tamamlıyoruz.
The Haves and Have-Yachts: Dispatches on the Ultrarich, Evan Osnos - New Yorker, içindeki her bir yazı bir edebi eser niteliği arz eden, herhalde dünyanın en iyi yayını. Bu kitap da yazarın New Yorker’da mega yatlar ve sahipleriyle ilgili yazdığı yazılardan derlenmiş. Hakikaten bu kadar tuhaf bir konudan yola çıkarak küresel ekonominin daha iyi bir analizi yapılamazdı. Mesela bilmediğim bir gerçek: Özel uçak mega yatların yanında bayağı orta sınıf bir zevkmiş!
Waste Land: A World in Permanent Crisis, Robert D. Kaplan - Gazeteci Robert Kaplan, ABD’nin en önemli kanaat önderlerinden biri. Bu kitapta özel bir konuya eğilmek yerine son yıllardaki tecrübe ve düşüncelerini bir araya getirmiş. Kötümser bir kitap. Dünyanın nasıl Leninizm’in yeni hali olan sosyal medya linçleriyle yönetilen saçmasapan bir yere geldiğine dair düşüncelerinden esinlenerek bir köşe yazısı yazmıştım. Kitaptan aklımda en çok kalansa Aleksandr Soljenitsin’e verdiği referanslar oldu. Soljenitsin her zaman istikrar ve düzenin adalet ve özgürlükten daha önemli olduğunu savunmuş. Herhalde günümüzü anlamak için daha kuvvetli bir düşünce olamaz. Bu kitabı okumanızı öneririm.
Our Inner Ape: A Leading Primatologist Explains Why We Are Who We Are, Frans de Waal - Bu sene beyin ve antropolojiyle ilgili yeteri kadar kitap okuyamamışım. Açıkçası başladığım birkaç kitabı da bitiremedim. Beynim bu işlere kafa yormak için biraz yorgundu. En beğendiğim kitabı en sona sakladım. İnsanları anlamak için maymunları gözlemlemekten daha iyi bir yol yok! Zira malum insanlar üzerinde deney yapmak pek mümkün değil. Ayrıca gözlendiğini bilen insanlar buna göre hareket ediyor. Burada maymunlardan kastım şempanze, bonobo, goril gibi kuyruksuz maymunlar. İngilizce’de ape denen bu gruba Türkçe’de karşılık gelen tek bir kelime yok. Frans de Waal, dünyada kuyruksuz maymunlarla ilgili en önemli uzmanlardan ve kitapta yıllarca hayvanat bahçeleri ve ormanlarda yaptığı gözlemlerden süzülen bilgilerini yazmış. Mesela, Kongo Nehri’nin iki yanında evrimleşen şempanzeler ve bonoboların ilki erkek egemen, yarışmacı, birbirlerinin çocuklarını öldüren bir tür; ikincisi kadın egemen, poligamik ve eşcinsel ve barışçı bir tür olmuş. Kitabı okuyunca insanlardaki siyasi koalisyonlar kurma, yabancı düşmanlığı, karşılıklı iyilik / kötülük gibi birçok davranışın aslında ne kadar tabii içgüdüler olduğunu anlıyorsunuz. Herkesin içinde biraz şempanze biraz bonobo var.
Captives and Companions: A History of Slavery and the Slave Trade in the Islamic World, Justin Marozzi - Son zamanlarda okuduğun en enteresan kitap. Bugün bize çok tuhaf gelen birçok şeyin yüz yıl önce gayet normal olduğunu akıldan çıkarmamak lazım. Mesela kölelik. Türkiye’de köleliğin resmen kaldırılışı 1934. Bu kitabın konusu İslam dünyasında kölelik. İslam ülkelerindeki kölelik, Atlas Okyanusu köle ticareti gibi, çok konuşulan bir konu değil. Aslında Arapların toplamda Amerika’ya götürülenden daha çok zenci köle sattığı tahmin ediliyor. Ancak İslam dünyasında kölelik Amerika’daki gibi ölçekli üretim için kullanılmamış. Birçok köle tipi var: Köle askerler, cariyeler, harem ağaları, ev hizmetlileri, vb. Bu coğrafyada köleler Osmanlı sadrazamları veya Memlük sultanları gibi farklı örneklerde de görülebileceği üzere aslında özgür insanlardan çok önemli mevkilere gelmişler. Kitapta bana en ilginç gelen bölüm harem ağalarının Mısır’da Kıptî papazlar tarafından hadım edilmesiyle başlayan yolculukları oldu. Abdülhamit Han’ın son Osmanlı harem ağası Cumhuriyet döneminde Erenköy’de bir lisede edebiyat öğretmenliği yapmış. Abdülhamit o zamanki Habeşistan İmparatoru’na ağanın ailesinin bulunması için mektup yazmış ama köle tacirlerinden Kenya’ya kaçan aileyi bulmak kısmet olmamış.
Heirs to Forgotten Kingdoms: Journeys Into the Disappearing Religions of the Middle East, Gerard Russell - Bir İngiliz diplomatın yazdığı bu kitapta Ortadoğu’daki marjinal dini gruplar anlatılıyor: Dürzüler, Yezidiler, Kıptîler, Zerdüştler, Kalaşalar (Afganistan), Samaritanlar (Filistin). Son ikisini açıkçası kitabı okuyana kadar ben de duymamıştım. Russell, bu konuya merak sarıp Ortadoğu’da görev yaptığı her fırsatta bu grupları ziyaret etmiş. İki tema ilgimi çekti: Biri bu dinler arasındaki yıldızlara verilen önem ve reenkarnasyon gibi ortak hususlar. Sanırım bunların kökeni çoğunlukla Babil’den geliyor. İkincisi, küçük grupların kaybolmamak için buldukları yollar. Özellikle modernleşme ve mesela ABD’ye göç karşısında birbirine tutunma çabaları ilginç.
The Shortest History of Germany: From Roman Frontier to the Heart of Europe - A Retelling for Our Times (Shortest History), James Hawes - Bu kitabın temel tezi Almanya’nın aslında iki parçadan oluştuğu: Birincisi Elbe Nehri’nin batısındaki Roma İmparatoluğu topraklarındaki çoğulcu Almanya. İkincisi Elbe Nehri’nin doğusundaki eski Prusya (bu bölge aslında bugünkü Polonya’nın bir bölümü ve Rusya toprağı olan Kaliningrad’ı da kapsıyormuş). İkinci bölümde esas olan otoriterlik. Birinci bölüm daha Katolik, ikinci bölüm daha Protestan. Ne tesadüf ki Batı ve Doğu Almanya’nın sınırı da Elbe Nehri. Ancak kitabın tezi bu sınırın ta Roma İmparatorluğu tarafından çizilmiş olduğu ve bugün Doğu Almanya’da aşırı sağçı AfD gibi partilerin güçlü olmasının tesadüf olmadığı. Coğrafya kader midir?
On Antisemitism: A Word in History, Mark Mazower - Mark Mazower’in bu kitabı 2025’teki İsrail Gazze gündemine çok uygun. Kitapta anti-semitizmin nasıl evrildiği anlatılıyor. Avrupa’da Yahudi düşmanlığı olarak başlayan bir akım, nasıl İsrail karşıtlığı olarak çerçeveye oturuldu. Mazover, İsrail’in kurulduğundan beri yürüttüğü “İsrail’e karşı söylenen her şey dünyadaki Yahudilere karşı söylenmiştir”kampanyasının nasıl başarıya ulaştığını anlatıyor. Oysa, İsrail’in kurucusu o zamanlar Ben Gurion, ABD’deki Yahudi toplumunun liderleriyle buluşup yardım istediğinde ABD’liler “Biz ülkemize bağlıyız” demişler ve toplantı kavgayla bitmiş. Arap-İsrail Savaşları’ndan sonra bu durum değişmiş. Bugün ABD’de müesses nizama yakın çevrelerde İsrail aleyhinde bir şey söylemeniz çok zor.
Jihad and Death: The Global Appeal of Islamic State, Olivier Roy - Bu kısa kitap IŞİD başta olmak üzere son yıllarda ortaya çıkan radikal İslami örgütlerin üyelerini nasıl devşirdiğini anlatıyor. Roy’un tezi şu: Gençler önce radikalleşiyor, sonra İslami örgütlere katılıyor. Aynı gençler 50 yıl önce aşırı sol örgütlere de katılabilirdi! Hayatta aradığını bulamayan, toplumda marjinalleşen, “çakal çukal” tipler bu örgütlerde bir aidiyet duygusu buluyor. Bunların çoğunun göçmenlerden oluşması da İslami örgütlerin elini kuvvetlendiriyor. Mesela Avrupa’daki Türkler arasında IŞİD neden zayıf? Roy bunu Türk kültürünün –mesela Afrika’ya göre—daha insicamlı olmasına ve toplumsal bağların gücüne bağlıyor.
Land Power: Who Has It, Who Doesn’t, and How That Determines the Fate of Societies, Michael Albertus - Bu kitapta tarih boyunca arazi mülkiyetinin nasıl dağıtıldığı ve bunun getirdiği toplumsal dinamikler örneklerle anlatılmış. Mesela ABD’de ve Kanada’da batı bölgeleri yerleşime açılırken, herkese bedava toprak verilmiş. Ancak sadece ailedeki erkeklere verilmiş. Tabii verilenler de kızılderililerin toprakları. Toprak deyip küçümsememek lazım. Ne kadar teknoloji, borsa morsa desek de insanlığın toplam servetinin üçte ikisi gayrimenkul.
Apocalypse: How Catastrophe Transformed Our World and Can Forge New Futures, Lizzie Wade - Kitabın konusu bugünkü Pakistan’da kurulan insanlığın ilk medeniyetlerinden olan İndus Vadisi Medeniyeti’nden Antik Mısır’daki kıtlıklara, İspanyolların Aztekleri fethine kadar insan gruplarının başına gelen türlü türlü felaketler. Yazar Meksikalı olduğu için felaket konusunu içselleştirmiş olmalı. Her felaketten sonra insanlığın yeni ortama nasıl adapte olduğunu, hatta bazı felaketlerin köhneyen kurumsal yapıları yıkıp nasıl yeniliğin önünü açtığını görmek ilginç.
Her Cuma sabahı e-posta kutunuza gelen Global İşler+ bülteninde teknoloji, toplum, politika kesişiminde dünyada olup bitenlerin Türkiye’ye yansımalarını tartışıyorum. Esas işim olan Ussal Danışmanlık isimli danışmanlık şirketimde, irili ufaklı teknoloji şirketlerine kamu ile ilişkiler konusunda hizmet veriyorum.
🐦 Twitter: Türkçe: @ussal / İngilizce: @ussalEN
🔗 Linkedin: @ussal
📝 Medium: Ussal Şahbaz
🎧 Global İşler+ Podcast: Apple, Spotify
🎙️ 4x4 Podcast: Spotify





