Global İşler+ No.253 — 2026/29
Merhaba! Ben Ussal Şahbaz. Son iki haftada aramıza katılan 11 okurumuza hoş geldiniz diyorum! Böylece her hafta 11.008 okurumuzla buluşuyoruz.
Bu hafta COP öncesi toplantılar için New York’taydım. O nedenle bugünkü köşe yazım Türkiye’de ve benzer ülkelerde iklim finansmanı maliyetleriyle ilgili. Sonra geçen hafta açıklanan eğitim sonuçlarını değerlendiren PISA sonuçları var. PISA sonuçlarını yapay zekânın eğitimi nasıl yeniden şekillendireceğine dair uzman görüşleriyle beraber değerlendiriyoruz.
Son yazı ise fındıkla alakalı. Yapay zekâ fındıklarımızı kurtarabilecek mi? Cevap pek olumlu görünmüyor. 20 yıl sonra Türkiye’de neden fındık toplayacak adam kalmayacağını anlattım.
Keyifli okumalar!
İklim değişikliğinde zurnanın zırt dediği yer finansman
🖊 Global İşler Köşesi - 1
Malumunuz, bu sene Birleşmiş Milletler’in çevre görüşmelerinin yapıldığı COP zirvesi Antalya’da yapılacak.
Türkiye, COP içinde özel bir “business” ayağı kurarak bugüne kadar benim “iklim dünyasının Talibanı” dediğim bazı iklim aktivistlerinin elindeki gündemi, çözüme yönelik makul tartışmaların yapılabileceği bir zemine çekiyor.
Bu sürecin organizasyonunu da TOBB yürütüyor. Hatırlarsanız, TOBB on yıl önce G20 toplantıları Antalya’da yapıldığında da benzer bir süreci Business 20 için yapmıştı.

Mesele “business” olunca en fazla tartışılan konulardan biri de finansman. Bu konuda dünyada dönen paranın büyüklüğü 2023 yılı itibarıyla neredeyse 2 trilyon dolar ve altı yıldaki artış oranı 6 kat. Buradan bakınca iyi para!
Ancak dünya nüfusunun kabaca üçte ikisinin yaşadığı, dünya ekonomisinin üçte birini oluşturan gelişmekte olan ülkeler, iklim finansmanının ancak %16’sını alıyor. Türkiye de bu grubun içinde. Gelişmiş ülkelerin payı %45, Çin’in payı %36, az gelişmiş ülkeler ise pastadan sadece %3 pay alıyor.

Öte yandan, finansmana erişim kolaylığının yanı sıra maliyetler açısından da kalkınmış ekonomilerdeki oyuncular daha şanslı. Zira borçlanma süreleri ve hibeler göz önüne alındığında, finansmana erişimin kolaylığına ek olarak başka avantajlar da söz konusu.
Örneğin, Almanya’da kurulacak bir güneş santralinin aynı ölçekteki bir benzerini Türkiye’de daha yüksek maliyetlerle finanse edebiliyorsunuz.
Peki, gelişmekte olan ülkelerde finansmana erişim neden daha büyük bir sorun?
Gelişmekte olan ülkeler daha riskli; hem ülke riski var hem de döviz riski.
Gelişmekte olan ülkelerdeki şirketlerin çoğunluğu KOBİ ve bu şirketlerin kurumsal yapıları yeterince güçlü değil.
Basel III ve IV düzenlemeleriyle bankaların “riskli” kredilere ayırmak zorunda oldukları karşılık oranlarının artırılması da gelişmekte olan ülkelerdeki projelere daha az para ayrılması anlamına geliyor.
Peki, iklim finansmanın belli bölgelerde yoğunlaşması ne gibi sonuçlar doğuruyor? COP31’in Antalya’da yapılmasını nasıl bir avantaja çevirebiliriz? Bu soruları ve daha fazlasını bu hafta Ekonomim Gazetesi’ndeki köşemde tartıştım.
İklim teknolojilerinde en yüksek potansiyelli orta gelirli ülke: Türkiye, 13 Kasım 2025.
E-ticaret unicornları artık yok, acaba iklim teknolojisi unicornumuz olur mu?, 16 Aralık 2022.
Canan Özsoy ile iklim teknolojileri, 17 Ocak 2024. (podcast)
PISA sonuçları ve yapay zekâ çağında eğitim
📤Haftanın Dosyası
Geçtiğimiz hafta en fazla konuşulan konulardan biri de Türkiye’nin 2025 PISA sınav sonuçlarına göre OECD ülkeleri arasında performansını en fazla artıran ülke olmasıydı. Ancak PISA ile ilgili esas tartışma kısa vadedeki sonuçlar değil, uzun vadeli eğilimler. Çünkü eğitim bugün aldığınız kararların etkisini yıllar sonra gördüğünüz bir alan.
Bu çerçevede, yapay zekânın eğitim süreçlerine nasıl dahil edileceğini ve yapay zekâ teknolojisinin giderek daha fazla ağırlığa sahip olacağı bir ekonomide nasıl bir insan sermayesine ihtiyacımız olacağını konuşmamız gerekiyor. Önümüzdeki dönemde okuduğunu anlayabilen ve farklı bilgileri ilişkilendirip anlamlı çıkarımlar yapabilen insan sermayesi yapay zekâ ile birlikte daha da önemli hale gelecek.
Önce sonuçlara bakalım:
PISA, OECD’nin 15 yaşındaki öğrencilerin bilgi ve becerilerini ölçtüğü bir sınav. Bu açıdan PISA sınavının amacı, bir öğrencinin müfredatı ne kadar iyi öğrendiği değil. Asıl amaç, bir öğrencinin okuduğunu anlayabiliyor olduğunu ölçmek ve sahip olduğu farklı bilgi setlerini gerçek hayatta karşılaşabileceği problemlerde nasıl kullandığını anlamaya çalışmak.
PISA 2025 sonuçlarına göre Türkiye, tarihinde ilk defa matematik alanında OECD ortalamasını yakalarken fen bilimleri ve okuma becerileri alanlarında da OECD ortalamasının üzerine çıkmayı başardı.
Elde edilen skorlara bakınca, Türkiye bazı Batı Avrupa ülkelerini az bir farkla da olsa geride bırakmayı başardı.
Erhan Erkut Hoca’nın PISA sonrası değerlendirmeleri oldukça dikkat çekici. Erhan Hoca’ya göre:
Performansın yükselmesinin önemli bir nedeni, Türkiye’de verilen merkezi sınavlarda PISA sorularına benzeyen “yeni nesil” ya da beceri temelli soruların kullanılmaya başlanması oldu.
Teknoloji ve özellikle yapay zekâ, son 3 yılda okulun yetersiz kaldığı durumlarda öğrencinin kendi kendine öğrenebilmesi için erişilebilir ve demokratik bir kaynak yarattı.
PISA her dönemde sınava dördüncü bir alan ekler. Bu dönemde eklenen alanlar kanımca çok önemli idi: dijital okuryazarlık ve hesaplamalı problem çözme.
Erhan Hoca da üç ana dikeyin (matematik, fen, okuma becerileri) yanı sıra yapay zekâ boyutunun da eğitimi nasıl şekillendireceğini bugünden hesap etmemiz gerektiğini söylüyor.
ABD’nin önde gelen üniversitelerinden MIT’nin hazırladığı bir rapor, bu konuda eğitim, öğrenim ve araştırma aşamalarında yapay zekânın nasıl kullanılması gerektiğine dair bir çerçeve çiziyor.
MIT’nin raporu, co-op tarzı zorunlu staj programlarının genişletilmesini, laboratuvar, proje, çalışma grubu, yüz yüze değerlendirme ve ortak problem çözme gibi etkinliklere yatırım yapılmasını tavsiye ediyor.
Ülkemizde TOBB-ETÜ bunu 20 yıldır başarıyla yapıyor. MIT aynı noktaya 20 yıl sonra gelmiş. Bu açıdan ileri görüşlülüğüyle bir kez daha eğitim dünyasına rehber olan Rifat Hisarcıklıoğlu başkanımızı tebrik ediyorum!
Dersleri yapay zekâ farkındalığıyla yeniden tasarlamalı.
Öğretim elemanları, “Yapay zekâ serbest mi yasak mı?” sorusundan önce dersin öğrenme çıktısını belirlemeli; içerik, ödev ve ölçme yöntemlerini bu hedefe göre geriye dönük tasarlamak gerekiyor.
Öğrenciler yapay zekâyı bir şekilde kullanacak. Öğrencilere kazandırılmak istenen beceriler de göz önünde bulundurularak öğrencilerin buna uygun ölçme-değerlendirme süreçlerinden geçmesi faydalı olacaktır.
Yukarıdaki çerçeveye bakıldığında, MIT raporuna göre sözlü sınavlar önem kazanacak gibi gözüküyor. Türkiye’de sözlü sınava karşı hep bir düşmanlık olagelmiştir. Genel güven düzeyi düşük toplumlarda sözlü sınava güvenmemenin haklı nedenleri elbette var.
Ancak mülakat bence de en iyi sınav tekniği. Hem mezun etmek hem de bir pozisyona adaylar arasından en uygun kişiyi seçmek için. Sonuçta üniversiteden bilgiyi mezun etmiyorsunuz, bir kişiyi mezun ediyorsunuz. Aynı şekilde işe alımda da işe birinin aklındaki bilgileri almıyorsunuz, kişinin kendisini alıyorsunuz.
Ben Rekabet Kurumu’na girerken, mülakatın yanı sıra, mülakat öncesinde son aşamaya kalan tüm adaylar bir resepsiyona davet edilmişti. Herhalde bunu bizi yedirip içirmek için değil, hareketlerimizi ve bir topluluk içerisinde nasıl davrandığımızı gözlemlemek için yaptılar.
Hatta Maliye Bakanlığı’ndaki Teftiş Kurulu gibi bazı kurumlar, adayın ailesine ve evine de ziyaret yapardı (gerçi bunların abartı teknikler olduğunu o zaman da konuşuyorduk). Dünya Bankası’nın Paris’teki “young professional” mülakatı bir tam gün sürmüştü. Hem bireysel hem de grup halinde mülakat yapıp davranışlarımızı gözlemlemişlerdi.
Daha önce bültenimizde tartıştığımız üzere, “mezunların iş hayatındaki başarılarını daha ilk günlerden ilişki kurma, iletişim, strese karşı dayanıklılık ve değişikliğe açık olmak gibi yumuşak beceriler belirleyecek.” Önümüzdeki süreçte gençlerimizi önümüzdeki dönemin gerçeklerine göre hazırlamalıyız. Çocuklarımızın PISA sonuçları bu açıdan ümit verici, ancak üniversite aşamasını da buna göre yeniden dizayn etmek gerekiyor.
Yapay zekâ çağında üniversite tercih rehberi, 17 Temmuz 2026.
Üniversite tercihinde nelere dikkat etmeli?, 6 Ağustos 2021.
20 yıl sonra memleketteki fındığı kim toplayacak?
🖊 Global İşler Köşesi - 2
İstanbul’a taşınınca yerleştiğim İstinye’de çok Karadenizli olduğu için fındık ve çay hasadının birçok İstanbullunun nazarında ne denli önemli olduğunun farkına vardım. Burada tanıdığım birçok kişi ağustos sonunda ortalıktan kayboluyor. Sonradan memleketlerine fındık toplamaya gittiklerini öğrendim. Bu işleri yapan biri yok mu diye sorduğumda “Aileden kimse kalmadı, artık mevsimlik işçi de bulamıyoruz.” diyorlar.
2022’de Giresun’da yapılan bir araştırmaya göre, fındık yetiştiren çiftçilerin %45’i bahçelerinin yakınında yaşamıyor. Sadece hasat zamanı gidip fındık toplayıp ürünlerini tüccara satıp geri dönüyorlar.
Ülkemizde tarımla uğraşan nüfus hızla yaşlanıyor. Şimdilerde çiftçilerimizin yaş ortalaması 57. Yine de bizim durumumuz diğer birçok ülkeye nazaran daha iyi durumda . Fakat mevcut trendler yakından incelendiğinde, çiftçiliğin genç nesillere devredilmesi ne yazık ki mümkün görünmüyor.
Gençleri zorla toprağa bağlayamayacağımıza göre ne yapacağız? Bir yöntem, tarımda makineleşme. Ancak o da her yerde ve her üründe olmuyor.
Öte yandan, diğer bir sorun iklim değişikliği. Ama tarımla uğraşan nüfus giderek yaşlanırken, bu kişilerin bir de anormal meteorolojik olaylar, su yokluğu, toprağın bozulması, karbon ayak izini azaltmak gibi meselelerle uğraşması bekleniyor.
Bana göre zaten tarlasını devredebilecek kimsesi kalmayan çiftçilerin bu meselelere uyum sağlamasını beklemek pek de gerçekçi değil.
Peki, gençleri köye döndürmek ya da her şeyi makinelere yaptırmak da (henüz) mümkün değilse, bizi nasıl bir gelecek bekliyor? Bu konuyu geçtiğimiz hafta Ekonomi Gazetesi’ndeki köşemde tartıştım.
Her Cuma sabahı e-posta kutunuza gelen Global İşler+ bülteninde teknoloji, toplum, politika kesişiminde dünyada olup bitenlerin Türkiye’ye yansımalarını tartışıyorum. Esas işim olan Ussal Danışmanlık isimli danışmanlık şirketimde, irili ufaklı teknoloji şirketlerine kamu ile ilişkiler konusunda hizmet veriyorum.
🐦 Twitter: Türkçe: @ussal / İngilizce: @ussalEN
🔗 Linkedin: @ussal
📝 Medium: Ussal Şahbaz
🎧 Global İşler+ Podcast: Apple, Spotify
🎙️ 4x4 Podcast: Spotify





