Palantir olayından dersler: Yapay zekâ artık milli güvenliğin temel unsurlarından - 2026/15
Palantir, Çin & Manus/Facebook yasağı, Apple'ın yeni CEO'su & Sanayi Politikaları
Global İşler+ No.240 — 2026/15
Merhaba! Ben Ussal Şahbaz. Son iki haftada aramıza katılan 28 okurumuza hoş geldiniz diyorum! Böylece her hafta 10.940 okurumuzla buluşuyoruz.
Bu hafta bültenimize Palantir’in 18 Nisan’da yayımladığı 22 maddelik manifestosunu inceleyerek başlıyoruz. Bu manifesto, yazılım ve yapay zekâ teknolojisi ile savunma politikaları iç içe geçerken bizi nasıl bir dünyanın beklediğine dair önemli ipuçları sunuyor. Ardından Pekin yönetiminin, Çinli Butterfly Effect tarafından geliştirilen, yapay zekâ uygulaması Manus’un Facebook tarafından alınmasını nasıl engellediğine bakacağız. Son olarak da Tim Cook’un yerine gelecek olan Apple’ın yeni CEO’su John Ternus ve sanayi politikaları için Apple’dan çıkarılması gereken dersler var.
İyi okumalar!
Palantir olayından dersler: Yapay zekâ artık milli güvenliğin temel unsurlarından
📥 Haftanın Dosyası
ABD’nin veri analitiği ve yapay zekâ teknolojisi alanındaki devlerinden Palantir, şirketin CEO’su Alexander Karp’ın “The Technological Republic” adlı kitabından derlenen 22 maddelik bir manifesto yayımladı. Bu manifesto, küresel çapta büyük bir tartışma başlattı.
Palantir’in manifestosunu vaktiniz olduğunda okumanızı tavsiye ederim. Manifesto, Silikon Vadisi’nin ABD’ye ahlaki olarak borçlu konumda olduğuna dair bir vurguyla başlıyor ve çoğulculuğun boş ve sığ çekiciliğine karşı konulması gerektiğine dair bir argümanla bitiyor.
Manifestodaki üç madde doğrudan güç kavramını savunma sanayi ile ilişkilendiriyor:
Yumuşak güç demokratik toplumların var olması için yeterli değil. Sert güce ihtiyaç var ve bu yüzyılda sert güç yazılım üzerinde yükselecek.
Yapay zekânın yeni nesil silahlarda kullanılması kaçınılmaz. Bu silahları kimin hangi amaçla geliştireceği önemli.
Nasıl deniz piyadeleri daha iyi tüfek istiyorsa ve bunu ülke olarak bizim yapmamız gerekiyorsa, aynı şekilde savunma sanayii için daha iyi yazılımları da ülke olarak biz geliştirmeliyiz.
Bu “Palantir Olayı”, teknolojinin artık sadece ticari bir araç değil, Batı hegemonyasını korumak için doğrudan bir “savaş makinesi” ve ideolojik bir silah olarak kullanılması gerektiğini açıkça ilan ettiği için “tekno-faşizm” suçlamalarıyla karşı karşıya kaldı.
Savaşın doğası değişiyor ve Silikon Vadisi’nin teknoloji şirketleri artık bu yarışın bir parçası. Eskiden belirleyici olan asker ve platformlardı: tanklar, uçaklar, gemiler. Bugün ise bunların nasıl kullanılacağını belirleyen yazılım katmanı öne çıkıyor.
Karar verme, hedefleme, koordinasyon birçok aşamada artık veri ve algoritmalar üzerinden çalışan yapay zekâ belirleyici konumda.
Değer de güç de giderek donanımdan yazılıma kayıyor.
Bu süreçte iki farklı model ortaya çıkıyor:
Birincisi: Palantir gibi şirketlerin temsil ettiği, devlet süreçlerine derin entegre olmuş, merkezileşmiş modeller.
Bu model güçlü ama bağımlılık riski yaratıyor: bir süre sonra sistemi değiştirmek zorlaşıyor.
Diğer yanda ise Ukrayna örneğinde gördüğümüz daha dağıtık bir model var.
Çoklu tedarikçi yapısı, modüler parçalar ve hızlı iterasyon.
Bu modelde sahadan gelen geri bildirimle ürünleri sürekli güncellemek mümkün.
Yani üstünlük, teknolojiden çok adaptasyon hızında oluşuyor.
Türkiye açısından durum ne? Bana göre Türkiye’nin iki avantajı var:
Sahadan öğrenme kapasitesi (operasyonel geri bildirim) - Uzun yıllardır terörle mücadele eden ve farklı coğrafyalarda uluslararası askeri operasyonlarda görev alan Türk askeri sahada karşılaştığı gerçeği üretici ile paylaşabiliyor, geliştirilen ürünleri test edebiliyor.
Hızlı ve alternatif teslimat adresi - ABD ve Çin dışında alternatif arayan ve teslimat sürelerini kısaltmak isteyen birçok ülke için Türk savunma sanayii iyi bir adres.
Peki, nerede zayıfız?
Donanımda güçlü olsak da, yazılım ve yapay zekâ katmanında aynı hızda ilerleyemiyoruz.
Asıl rekabetin kaydığı yer tam olarak burası. Bu konuları ve Palantir’in manifestosunun iş dünyası boyutunu Ece Mağat ile Bloomberg HT’de, güvenlik ve siyaset boyutunu Ayşe Süberker ile Habertürk’te konuştuk.
İsrail’in sırrı: Daha iyi yapay zekâ değil, daha çevik sistem, 10 Nisan 2026.
Yapay zekâya egemen olabilir miyiz?, 27 Şubat 2026.
Çin’de Manus olayı: Emekçilerin zihnine ambargo çağı başladı
🖊 Global İşler Köşesi-1
Bugün 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü. Çin’de yaşanan Manus olayı, küresel ekonomik savaşın yeni safhasında ambargonun artık mallara değil, doğrudan emek sahiplerinin zihinlerine konulacağının işareti. Bu hafta Çin, Manus isimli yapay zekâ uygulamasının Facebook’a satışını uygunsuz buldu; şirket satıldı ama kurucuları ülkeden çıkamıyor.
Manus’un videosunu iki sene kadar önce izlemiş olabilirsiniz. Bilgisayara bir talimat veriyorsunuz; sonra yapay zekâ “ajanları” kendi kendilerine isterlerse ChatGPT’yi çalıştırıp, isterlerse bir web sitesine girip, isterlerse de bir e-posta yazıp dediklerinizi otomatik yapıyor.
Manus, aralarında Uber’e, Airbnb’ye, hatta Getir’e bile yatırım yapan Amerikan girişim sermayesi fonlarından yatırımlar alıp büyüdü. 2025 sonunda da 2 milyar dolara Facebook’a satıldı.
Ancak Çin’in Millî Kalkınma ve Reform Komisyonu (NDRC), bu satışı iptal etti. Manus’u kuran mühendislerin de belli bir süre ülkeden çıkışları yasaklandı. Bir yönüyle savunma sanayiinde bazı ürünlere uygulanan ihracat kısıtı gibi mühendislerin çıkışı yasaklanarak zihinlerine ambargo konulmuş oldu.
Eskiden “model başkasınınsa bizim değerlerimizi, dilimizi anlayamayabilir” diyorduk. Veyahut “bulut sağlayıcı bir gün sistemleri kapatır mı?” diye soruyorduk. Manus hadisesinden sonra “acaba beraber çalıştığımız tedarikçilerin beyinlerine de ambargo konabilir mi?” diye sorabiliriz.
Teknoloji giderek daha fazla jeopolitik denklemin bir parçası haline gelerek siyasallaşıyor. Türkiye’nin bu denklemde hayatta kalması için yapması gerekenleri ve Manus olayının ABD-Çin ilişkileri açısından ne anlama geldiğini bu hafta Ekonomi Gazetesi’ndeki köşemde tartıştım.
Dolardan buluta ekonomik savaşların anatomisi, 6 Şubat 2026.
Apple’ın yeni CEO’su: Sanayide güç fabrikada değil
🖊 Global İşler Köşesi-2
Apple’ın CEO’su değişiyor. Görevini 1 Eylül’de bırakacak olan Tim Cook, 15 yıldır şirketin başındaydı. Yeni gelen CEO John Ternus ise öyle dergi kapaklarında boy boy fotoğrafları çıkan, borsanın yakından takip ettiği bir iş dünyası yıldızı değil.
25 yıldır Apple’da çalışan bir makine mühendisi. Apple’ın yeni CEO’sunun hikâyesini okuyunca almamız gereken ders şu: Çağımızda şirketlerin değeri fabrika kurmaktan değil, üretim sürecini küresel ölçekte kontrol edebilmekten geliyor.
Apple’ın yeni CEO’su John Ternus’un en önemli işlerinden biri Intel çipler yerine Apple’ın kendi çiplerine geçiş sürecini yönetmesi. Ternus, çipleri tasarlamadı ama Apple ürünlerinin içine entegre edilmesi sürecini orkestra etti.
Apple, çağımızın en önemli ürünlerinden olan iPhone ve bundan kaynaklanan 4 trilyon dolar piyasa değeriyle dünyanın en başarılı, yenilikçi ve istikrarlı şirketlerinden biri. Ama aslında Apple’ın bir fabrikası yok.
Eğer bir ülkede Apple cihazları üretilecekse bunu aslında Apple değil, Foxconn isimli Tayvanlı şirket yapıyor.
Apple her sene Foxconn’a 50 milyar dolar, çiplerini yapan diğer Tayvan şirketi TSMC’ye de 25 milyar dolar ödeme yapıyor.
Türkiye’nin Apple’dan çıkaracağı çok ders var:
Birincisi, yüksek teknolojili ürün üretiminde işin esprisi fabrika sahibi olmak değil; fabrikadaki üretim sürecini yönetmek.
İkincisi, üretim sürecine sahip olmanın değerli olduğu çağımızda Türk sanayicisinin yurt dışına yatırım yapması iyi bir şeydir.
Üçüncüsü, son dönemde Türkiye’de öne çıkan savunma sanayii çağımızın üretimden değer yaratma paradigmasıyla örtüşüyor.
Apple’ın yeni CEO’su John Ternus’u ve dünyada yüksek teknolojili ürün üretimindeki dinamikleri merak ediyorsanız, geçen hafta yayımlanan “Apple’ın yeni CEO’su: Sanayide güç fabrikada değil” başlıklı yazıma göz atabilirsiniz.
Çelik Kurdoğlu, Değer Zincirinin Evrimi, Efil Yayınları, 2022.
Patrick McGee, Apple in China: The Capture of the World’s Greatest Company, 2025.
After He Built a Giant, Cook Exits as Company Faces Biggest Hurdle: AI, WSJ, 22 Nisan 2026.
Tim Cook wrote a winning recipe for Apple, The Economist, 23 Nisan 2026.
Tim Cook Was Great for Apple Investors. He Was Not as Great for America, NY Times, 23 Nisan 2026.
😁 Haftanın Memesi
Her Cuma sabahı e-posta kutunuza gelen Global İşler+ bülteninde teknoloji, toplum, politika kesişiminde dünyada olup bitenlerin Türkiye’ye yansımalarını tartışıyorum. Esas işim olan Ussal Danışmanlık isimli danışmanlık şirketimde, irili ufaklı teknoloji şirketlerine kamu ile ilişkiler konusunda hizmet veriyorum.
🐦 Twitter: Türkçe: @ussal / İngilizce: @ussalEN
🔗 Linkedin: @ussal
📝 Medium: Ussal Şahbaz
🎧 Global İşler+ Podcast: Apple, Spotify
🎙️ 4x4 Podcast: Spotify







