Dijital platformlar büyüyünce devlet geri döner - 2026/18
Singapur'daki Süper Uygulamalar, Türkiye'de E-ticaret, Türk Sanayisi Nereye?
Global İşler+ No.243 — 2026/18
Merhaba! Ben Ussal Şahbaz. Son bir haftada aramıza katılan 18 okurumuza hoş geldiniz diyorum! Böylece her hafta 10.950 okurumuzla buluşuyoruz.
Bu hafta Singapur’daydım. Singapur izlenimlerimi yazacağım. Singapur, daha önce yazılarımda da anlattığım karmaşık bölgelerde istikrarlı kurallarıyla ve İngilizce konuşan vatandaşlarıyla öne çıkabilen uluslararası merkezlerden biri. Bir şehir devleti olduğu halde, dünyadaki diplomatik konumu ve gücü yüksek.
Ama Singapur’da aklıma başka bir yazı konusu daha geldi. Hepimizin yeni bir şehre gidince ilk yaptığı şeylerden biri araç çağırmak için bir uygulama açmak. Singapur’da Uber açarsanız karşınıza Grab çıkıyor. Grab, bugün Endonezya’nın milli süper uygulaması Gojek ile birleşmeye çalışıyor. Acaba Endonezya cumhurbaşkanı bu birleşmeye ne dedi? Köşe yazımda.
Grab ve Gojek’in tek işi araç çağırmak değil. Bunlar süper uygulamalar. Bu uygulamaların e-ticaretten ödemeye kadar birçok hayat fonksiyonunu dijitalleştiren özellikleri var. Oradan yola çıkarak, sonra Türkiye’nin 2025 yılındaki e-ticaret performansına bakıyoruz. Artık e-ticaret büyümüyor. Zaten büyümesini yasaklamıştık.
Ardından, Kayseri Sanayi Odası’ndaki sunumumdan yola çıkarak Türkiye’deki sanayi sektörünün hangi meydan okumalarla karşı karşıya kaldığını inceleyeceğiz. En sondaysa Dört Dörtlük Muhabbet’te bu hafta yapay zekâ ekosistemindeki son gelişmelerden jeopolitik çalkantıların piyasalara yansımasına kadar birçok farklı konuyu ele aldığımız podcastımız var.
İyi okumalar!
Dijital platformlar büyüyünce devlet geri döner
🖊 Global İşler Köşesi
Bugün Filipinler’den Tayland’a, Vietnam’dan Endonezya’ya kadar 600 milyon nüfusun yaşadığı bu büyük pazarda Singapurlu Grab ile beraber bir de Endonezyalı Gojek diye bir süper uygulama var.
Bu iki uygulama; taksiden yemeğe, ödemelerden e-ticarete ve hatta mikrokrediye kadar birçok hizmetin altyapısını sağlıyor.
Grab ve Gojek, birleşmeyi planlıyor ve bu nedenle de ortalık karışık.
Her iki uygulamanın da hissedarı Softbank. SoftBank birleşme ile hisselerinin değerine değer katmak istiyor.
Ancak bu birleşme olursa, yeni kurulacak şirket Endonezya başta olmak üzere birçok ülkede tekel haline gelecek.
Bu nedenle süreç biraz sorunlu ilerliyor. Zira, bu iki süper uygulama da bulundukları ülkelerde alelade birer tüketici uygulaması olmaktan çıkıp, tüm şoförlerin “işvereni” veya esnafın en önemli satış kanalı haline gelmiş durumda. Endonezya’nın milli gelirinin %2’si bir şekilde Gojek üzerinden geçiyormuş.
Nereden baktığınıza bağlı olarak, “kritik altyapı” ya da “siyasi problem” de diyebilirsiniz.
Bu nedenle Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto süreci yakından takip ediyor.
Cumhurbaşkanı Prabowo’nun rol modeli Çin’de devlet kapitalizmini kuran Deng Xiaoping. Deng’in öğretilerinden oldukça etkilenmiş olacak ki birleşmenin ardından kurulacak şirketinin %10’unun altın hisse olarak Endonezya varlık fonu Danantara’ya verilmesini istiyor.
Böylelikle Endonezya, yeni şirketin komisyon oranlarından, verisini nerede tutacağına ve ileride bir gün kime satılabileceğine kadar birçok konuda karar yetkisine sahip olacak
Görünen o ki, devlet erkinin regülatör rolünün dışında sıfırdan büyüyüp ulusal şampiyon haline gelen şirketlerin yönetiminde de söz sahibi olacağı bir döneme giriyoruz. Güneydoğu Asya’daki süper uygulamaları ve Türkiye’deki e-ticaret sektörüne dair görüşlerimi bu hafta Ekonomi Gazetesi’ndeki köşemde tartıştım.
Dünyanın en büyük Müslüman teknoloji şirketi neden bizden değil Endonezya’dan çıktı?, 16 Eylül 2020.
E-ticaret sektörü dolar bazında büyüyor ama ekonomiden aldığı pay yerinde sayıyor
📊 Haftanın Grafiği
Geçtiğimiz hafta Ticaret Bakanlığı, 2025’e dair e-ticaret sektörüne ilişkin verileri analiz eden kapsamlı bir raporu kamuoyuyla paylaştı. Rapor, Türkiye’de e-ticaret sektöründeki trendlere dair yıllar arası karşılaştırma yapma imkânı veren oldukça ilginç verilere sahip.
Dolar bazında e-ticaret Türkiye’de büyüyor. 2025 yılında e-ticaret tarihinde ilk defa 100 milyar dolar eşiğini geride bırakarak 115,43 milyar dolara ulaşmış.
Ama e-ticaret sektörü nominal olarak büyürken ekonomi içindeki payı yerinde saymış.
1.6 trilyon dolara ulaşan ekonomiden aldığı pay %7 eşiğini bir türlü geçemiyor.
Buradaki atalet e-ihracat verilerine de yansımış. 2025 yılında e-ihracattan elde edilen gelir, Türkiye’nin ihracatındaki artışa rağmen bir önceki yıla kıyasla gerilemiş. 2024’te 6,7 milyar dolar olan e-ihracat 2025’te 5,1 milyar dolarda kalmış.
Peki, dünyada süper uygulamalar dönemi ekonominin dinamiklerini şekillendirirken biz de 2022 yılında değiştirdiğimiz e-ticaret kanununu gözden geçirmeli miyiz?
Türk sanaycisi Sırat Köprüsü’nden geçerken: Made in Europe ve yeni meydan okumalar
📅 Etkinlikler - 1
Bu ay iki farklı etkinlikte Türkiye’deki sanayi sektörünü ve dünyadaki son trendlere dair düşüncelerimi paylaşma fırsatım oldu.
Bana göre Türk sanayisi şu sıralar Sırat Köprüsü’nden geçiyor. Sanayicimiz çok farklı meydan okumalarla karşı karşıya:
Üretim baskısı - Çin’deki fazla kapasite ve sıfıra yakın finansman maliyeti ile rekabet etmek mümkün değil.
Ucuz maliyet baskısı - Ucuz maliyetle rekabet etmeye alışık olduğumuz işleri artık yarı maliyete, hatta beşte bir maliyete yapabilen Mısır ve Bangladeş gibi coğrafyalar var.
Regülasyon baskısı - Avrupa Birliği koyduğu kurallarla Gümrük Birliği’ni anlamsızlaştırıp Türkiye’deki değer zinciri yatırımlarını değersiz hale getirmeye çalışıyor.
Tüm bunların üzerine, dünyada sanayinin yapısı değişiyor. Sanayi gittikçe daha sermaye yoğun hale geliyor. Sanayinin eskisi gibi niteliksiz işgücü istihdamının kolay kapısı olması mümkün değil.
Harvard’dan değerli Hocam Dani Rodrik bu ay Project Syndicate’te yayımlanan makalesinde şöyle demiş:
Dünya pazarlarında ve ülke içinde Çin ile başarılı bir şekilde rekabet etmek, tam da fakir oldukları için, fakir ülkelerde yetersiz olan beceriler, teknolojiler ve diğer yetenekler gerektirir.
Türkiye fakir bir sanayi modeliyle devam edemez. Sanayimizi eski ezberlerle ayakta tutamayız. Yukarıda bahsettiğim baskıların hepsini fırsata çevirmemiz lazım.
Bu konudaki fikirlerimi Meclis üyeleri ile paylaşma fırsatı verdikleri için Kayseri Sanayi Odası’na ve kıymetli başkanları Mehmet Büyüksimitci’ye teşekkür ederim.
📅 Etkinlikler - 2
Geçtiğimiz hafta Ankara’da düzenlenen 15. Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi’nde (TÜREK) konuşmacıydım. Hasan Hilmi Akın, Alfredo Parres, Bora Şekip Güray ve Gürcan Koman ile beraber konuştuğumuz ve Samet Güldoğan’ın yönettiği panelde Türk sanayisine dair görüşlerimi paylaştım. Bu panelde de Türk sanayisinin geleceğini konuştuk.
1996’dan beri sanayimizin gelişmesinin ana motoru Avrupa ile Gümrük Birliği oldu.
Ancak şimdilerde “Made in Europe” düzenlemeleri ile sanayimizin üzerine oturduğu kaide, “Avrupa pazarına pürüzsüz erişim” ortadan kalkmak üzere.
Avrupa’ya ihracat deyince Türkiye’de hemen herkesin aklına otomotiv gelse de daha birçok önemli sektör var. Mesela rüzgâr enerjisi ekipmanları: kule, kanat, jeneratör gibi birçok parça ve aksamda Türkiye, dünyanın önde gelen üreticilerinden biri. Öyle ki, Dünya Bankası 2024 Dünya Kalkınma Raporu’nda Türkiye’yi yeşil teknolojilerde Çin’den sonra ikinci sırada göstermişti.
Made in Europe ile ilgili şubat ayında ilk taslak ortaya çıktığında “tamam, bu iş oldu!” dendi. Oysa tartışma henüz bitmiş değil; aksine, daha yeni başlıyor. Henüz Türkiye’nin konumuyla ilgili verilmiş bir karar yok. Taslak Türkiye’yi dışlamıyor gibi görünse de, asıl mesele yeni taslağın çok geniş yazılmış olması.
Örneğin, rüzgâr enerjisi ekipmanları gibi sektörler sonradan konacak bir virgülle dışarıda kalabilir.
Buna rağmen, özel sektörümüz Brüksel’de derdini anlatmak konusunda çok zayıf.
Şunu anlamamız lazım: Türkiye’nin üretim kapasitesinin Avrupa için önemini biz Türklerin söylemesinin hiçbir değeri yok. Bunu Avrupalılara söyletmemiz lazım.
Türkiye’den parça alan Avrupalı üreticilere, bu ürünlerle üretilen enerjiye daha çok para ödemek istemeyen Avrupalı tüketicilere söyletmemiz lazım.
Bunu ne kadar becerebileceğimizi hep beraber göreceğiz.
Yapay zekâ, jeopolitik ve K-shaped ekonomi: Dünya nereye gidiyor?
🎥 Haftanın Videosu
Dört erkek gündeme dair meseleleri tartıştığımız 4x4’ün muhabbetinde, bu bölümde yapay zekâ ekosistemindeki son gelişmelerden jeopolitik çalkantıların piyasalara yansımasına, Türkiye'nin yeni vergi düzenlemesinden K-shaped ekonomiye kadar pek çok kritik konuyu masaya yatırdık.
Bitirirken…
Önümüzdeki hafta mübarek Kurban Bayramı nedeniyle bültenimize bir hafta ara vereceğiz. 5 Haziran’da tekrar görüşmek dileğiyle…
Her Cuma sabahı e-posta kutunuza gelen Global İşler+ bülteninde teknoloji, toplum, politika kesişiminde dünyada olup bitenlerin Türkiye’ye yansımalarını tartışıyorum. Esas işim olan Ussal Danışmanlık isimli danışmanlık şirketimde, irili ufaklı teknoloji şirketlerine kamu ile ilişkiler konusunda hizmet veriyorum.
🐦 Twitter: Türkçe: @ussal / İngilizce: @ussalEN
🔗 Linkedin: @ussal
📝 Medium: Ussal Şahbaz
🎧 Global İşler+ Podcast: Apple, Spotify
🎙️ 4x4 Podcast: Spotify







