ABD, Anthropic’in Fable ve Mythos modelleri üzerindeki yasakları kaldırdı - 2026/23
ABD'de YZ Yasakları, Hizmet İhracatı, Yükseköğrenim & YZ, Spacesail vs SpaceX
Global İşler+ No.248 — 2026/23
Merhaba! Ben Ussal Şahbaz. Son iki haftada aramıza katılan 8 okurumuza hoş geldiniz diyorum! Böylece her hafta 10.948 okurumuzla buluşuyoruz.
Bu hafta bültenimize ABD’deki yapay zekâ alanında yaşanan son gelişmelerle başlıyoruz. Amerikan hükümeti, güvenlik endişeleriyle Anthropic’e getirdiği kısıtlamaları kaldırdı. Ama cin de bir kere şişeden çıktı. ABD’nin getirdiği yasaklar, teknoloji alanında belli altyapılara erişimin nasıl bir gecede askıya alınabileceğini gösterdi. Ardından Türkiye’deki hizmet sektörünün yapısını inceleyeceğiz. Ülkemizde hizmet ihracatı artıyor, ama bu ihracatın ne kadar nitelikli olduğunu sorma zamanımız geldi de geçiyor. Sonrasında Çin’de yapay zekânın yükseköğretim programlarını nasıl şekillendirdiğine ve SpaceX’in Çinli rakibi Spacesail’e bakacağız.
İyi okumalar!
ABD, Anthropic’in Fable ve Mythos modelleri üzerindeki yasakları kaldırdı
🤔Fikri Takip
Daha önce bültenimizde ABD Ticaret Bakanlığı’nın Anthropic’in yeni yapay zekâ modelleri olan Claude Fable 5 ve Mythos 5’in yabancılar tarafından kullanımını yasakladığını not etmiştik.
Haberimizde Amazon’un, Anthropic’in geliştirdiği Fable 5 ve Mythos 5 modellerinde güvenlik bariyerlerini aşan bir açık (jailbreak) tespit ettiğini ve bunun siber güvenlik alanında önemli riskler taşıdığını söylemiştik.
Ulusal Güvenlik Ajansı Başkanı General Joshua Rudd, Kongre’de yaptığı konuşmada Mythos 5 modelinin zararlı yazılım ve siber saldırı kodları üretmesine olanak tanıyan bu açık sayesinde ABD’nin yüksek gizlilik seviyesine sahip sistemlerine yalnızca saatler içinde penetre olabildiğini belirtmişti.
Bu hafta ABD hükümeti tarafından başlatılan erişim kısıtlamaları, Anthropic’in geliştirdiği yeni koruma önlemleri ve hükümetle yürütülen çalışmalar sonucunda kaldırıldı. Modeller dünya genelindeki kullanıcılar için yeniden erişime açıldı.
Bu konuda Anthropic CEO’su Amodei’nin tatilde olmasından dolayı bir iletişim kazası yaşanmış olabileceğini ve meselenin toparlanma ihtimalinin yüksek olduğunu yazmıştım. Öyle de oldu.
Bu örnek yapay zekâ teknolojisinde sadece bir modele veya bir ülkeye bağımlı olmanın uzun vadede oluşturabileceği riskleri de gösterir nitelikte. Özellikle Türkiye gibi orta ölçekli güçlerin (middle powers) bu konuda izleyeceği politikalarda bu riski göz önünde bulundurarak hareket etmesinde fayda var.
Bu konuya dair görüşlerimi bu hafta Türkiye Today gazetesi için yazdım. Bundan sonra iki haftada bir teknoloji, toplum ve politika kesişimindeki konuları İngilizce olarak da yazacağım. İlgililerine duyurulur!
Türkiye’de kurun denge değerini tartışmakla meleklerin cinsiyetini tartışmak arasında fark yok!
🖊 Global İşler Köşesi
Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethederken, Bizanslıların meleklerin cinsiyetini tartışmakla meşgul oldukları söylenir.
Biz de aylardır kurun denge değerini tartışıyoruz. Bence artık düşük katma değerli sanayiyi korumanın yollarını değil, yüksek katma değerli hizmetlere nasıl geçebileceğimizi tartışmalıyız.
Hizmet ihracatında rekor kırmaya devam ediyoruz. Yıllık hizmet ihracatımız 122 milyar dolar oldu. Toplam ihracatımızın yaklaşık üçte biri.
Ama bu rakamlar yeterli değil. Çünkü “tırt” hizmetler ihraç ediyoruz!
Bunu ben söylemiyorum; Dünya Bankası, 2023’te yayımladığı hizmet sektörünün kalkınmaya katkısını tartışan raporunda böyle diyor!
Dünya Bankası bu raporda hizmetleri dört kategoriye ayırmış: (1) küresel yenilikçi (inovatör) profesyonel hizmetler (yazılım, bilişim, finans, mühendislik, danışmanlık, Ar-Ge), (2) nitelikli sosyal hizmetler (eğitim, sağlık), (3) niteliksiz yerel hizmetler (perakende, berberlik gibi kişisel hizmetler, eğlence), (4) niteliksiz ticarete konu hizmetler (turizm, taşımacılık, lojistik).
Bizim hizmet ihracatı rekorumuz daha çok bu son kategoriden geliyor. “Niteliksiz” kelimesi burada “düşük beceriyle de yapılabilen” anlamında kullanılmış.
Demek ki sanayide düşük ve orta teknolojiye hapsolduk diye tartışırken bir yandan da neden “niteliksiz” hizmetlere hapsolduk diye düşünmekte fayda var. Oxford Üniversitesi öğretim üyesi değerli dostum Banu Demir’in de aralarında olduğu araştırmacıların 2023’te yaptığı bir çalışma bu konuya ilginç bir yaklaşım getiriyor:
Bu analize göre, son yıllarda ülkemizde yapılan duble yolların, ülkemizin ekonomik kalkınmasına ilginç bir etkisi olmuş. Bu yollar sayesinde imalat sanayisi şirketlerimizin pazar erişimi gelişmiş.
Zira çalışmanın bulgularından biri de uzak pazarlara erişimde ulaşım maliyetlerinin artmasının ikame arayışlarını güçlendirdiği. Öyleyse, daha kolay erişim, pazardaki rekabet gücünü de olumlu yönde etkiliyor.
İşin asıl çarpıcı yanı ise şu: imalat sanayisinin canlandığı yerlerde, buna bağlı olarak bilişim, mühendislik, profesyonel ve idari destek hizmetleri gibi yerel iş hizmetlerine olan talepte ve bu hizmetlerin satışlarında net bir artış olmuş.
Öyleyse, imalattaki büyüme yakınındaki nitelikli hizmet sektörünü de sürüklüyor. Diğer bir ifadeyle, hizmet sektörüne talebin oluşması için sanayinin varlığı önemli. Bu da Türkiye’nin avantajı.
Mesela birçok Afrika ülkesine giderseniz, imalat sanayii gelişmediği için oralarda nitelikli hizmet talebinin oluşması da zor.
Hizmet sektörü ile imalat sanayii aslında birbirinin ikamesi değil. Aksine, birbirini tamamlayan iki ana sütun. Sanayi hizmetle paketlendikten sonra, bazı üretim faaliyetleri düşük maliyetlerle taşınabilirse, ülkenin rekabet gücü artar.
Peki, Türkiye sanayisizleşme patikasına girmişken bu durum Türkiye’deki hizmet sektörünün ve imalat sanayisinin geleceği için ne anlama geliyor? Hizmet sektörümüzün kalitesini artırmak için neler yapmalı? Bu soruları ve daha fazlasını bu hafta Ekonomi Gazetesi’ndeki köşemde tartıştım.
Apple’ın yeni CEO’su: Sanayide güç fabrikada değil, 24 Nisan 2026.
Structural Change Within versus Across Firms: Evidence from the United States, NBER, 2022.
Raghuram Rajan & Rohit Lamba, Breaking the Mould: Reimagining India’s Economic Future, 2023
Çin’de üniversitelerde müfredat değişiyor
🗞️ Haftanın Haberi - 1
Çin, 2026-2030 dönemi için hazırladığı 5. Kalkınma Planı’nda politikalarını yapay zekâ teknolojisi ile uyumlu hale getirme hedefine paralel olarak yükseköğretim programlarını yeniden şekillendiriyor. Buna göre Çin’de
2021-2025 yılları arasında 12.200 lisans programı kapatılmış ve yerine 10.200 yeni program açılmış.
Bu değişiklikler, Çin’deki lisans programlarının üçte birinin ya yeniden düzenlendiği ya da tamamen kapatıldığı anlamına geliyor.
Peki, Çin’de yükseköğretim programları nasıl şekilleniyor? Le Monde’un haberine göre en fazla etkilenen bölümler tasarım ve güzel sanatlar, beşerî bilimler, yabancı diller ve işletmeymiş.
Buna karşılık üniversiteler robotik, yarı iletkenler ve tarımsal dronlar alanlarında yeni programlar açıyormuş.
2025 yılında, Çin’in medya ve sanat alanındaki önde gelen kurumlarından biri olan Çin İletişim Üniversitesi’nde fotoğrafçılık, çizgi roman, görsel iletişim tasarımı ve moda tasarımı bölümleri kapatılmış.
İletişim Üniversitesi’nde ayrıca ekonomi ve işletme alanlarında altı, fen ve mühendislik alanlarında iki ve beşerî bilimler alanında mütercim-tercümanlık bölümü de dahil olmak üzere üç bölüm kapanmış.
Benzer bir trend ABD’de de söz konusu. 2022-2026 yılları arasında ABD’de yapay zekâ alanında yüksek lisans programlarının sayısı iki katına çıkarken, 304 Amerikan kurumunda yapay zekâ alanında yükseköğretim programı bulunuyor.
Daha önce birçok defa yazdığım gibi yapay zekâ ile birçok meslek giriş seviyesinde yeni çalışana ihtiyaç duymayacak. Şirketler, yeni mezun alıp yetiştirmek yerine yapay zekâ teknolojisini operasyonlarına entegre etmeye çalışacak. Bu da üniversite tercihleri yapacak gençlerimizin yeni dönemin ihtiyaçlarına göre beceri sahibi olmasını gerekli kılıyor.
Bu arada Koç Üniversitesi Mezuniyet Töreni’nde Nobel Ödüllü Ekonomist Daron Acemoğlu da konuşmasında yapay zekâ teknolojisini merkezileşme ve otomasyon bağlamları çerçevesinde ele aldı. Konuşmayı bu linkten dinleyebilirsiniz.
SpaceX’e Çin’den rakip Spacesail
🗞️ Haftanın Haberi - 2
Başrollerinde Steve Carell ve John Malkovich’in oynadığı Space Force adlı sitcomu izlediyseniz, ABD’nin uzay yarışında Çin ile nasıl bir rekabete girdiğini ve bu konudaki özgüvensizliğin Hollywood tarafından nasıl müstehzi bir şekilde ele alındığını hatırlayacaksınız.
Şimdilerde 2018 yılında kurulan Çinli Spacesail firması, SpaceX ile benzer bir uzay yarışına girmiş durumda.
Spacesail de SpaceX gibi alçak yörüngeye yerleştirdiği uydularla dünyanın farklı bölgelerinde internet hizmeti vermeye başlamış. Ancak, SpaceX’in 7.000 uydusuna rağmen, Spacesail’in henüz yörüngede 200 uydusu bulunuyor.
Şirket, 2030 yılına kadar yörüngeye 15.000 uydu yerleştirmeyi planlıyor.
Şimdiden sahip olduğu kapasite ile açık denizlerdeki gemi trafiğini takip etme kapasitesine ulaşmış.
SpaceX, özellikle Afrika gibi internet altyapısının çok zayıf olduğu bölgelerde sağladığı hizmet ile bugüne kadar tekel konumundayken, Spacesail’in bu yarışa dahil olması ile önemli bir rekabete girmek zorunda kalacak.
Ancak, SpaceX’in Falcon 9 modeline benzer çok kullanımlı roket teknolojisine sahip olmayan Spacesail, bu rekabette birkaç adım geriden geliyor. Fakat bir noktada SpaceX’e rakip olabileceğini söylemek mümkün. O nedenle Elon’un halka arz konusunda attığı adımın zamanlaması da önemliydi.
Spacesail’in önümüzdeki dönemde Çin’in özellikle az gelişmiş ülkelerde kuracağı ilişkiler açısından önemli bir avantaja dönüşmesi mümkün.
Bu arada şunu da not etmeden geçemeyeceğim: Elon trendleri okuyup doğru yatırımları yapma konusunda ne kadar mahirse, Çin de çalışan iş modellerini kopyalama konusunda o kadar başarılı.
Ne demişler: ABD icat eder, Çin kopyalar, AB düzenler! 😁
SpaceX konusunu daha önce bültenimizde ele almıştık.
Bitirirken…
Malumunuz, yaz geldi. Her sene olduğu gibi bu sene de yaz döneminde sizlerle iki haftada bir buluşacağız. O nedenle 17 Temmuz’da tekrar buluşmak dileğiyle…
Yarın 4 Temmuz… ABD’nin 250. yaşgününü kutluyorum. Bir sonraki bültende bu konuda içerikler de olacak.
Her Cuma sabahı e-posta kutunuza gelen Global İşler+ bülteninde teknoloji, toplum, politika kesişiminde dünyada olup bitenlerin Türkiye’ye yansımalarını tartışıyorum. Esas işim olan Ussal Danışmanlık isimli danışmanlık şirketimde, irili ufaklı teknoloji şirketlerine kamu ile ilişkiler konusunda hizmet veriyorum.
🐦 Twitter: Türkçe: @ussal / İngilizce: @ussalEN
🔗 Linkedin: @ussal
📝 Medium: Ussal Şahbaz
🎧 Global İşler+ Podcast: Apple, Spotify
🎙️ 4x4 Podcast: Spotify






