2026 yılı tahminlerim - 2026/2
2026 Tahminlerim, 2025 Kitapları (2)
Global İşler+ No.227 — 2026/2
Merhaba! Ben Ussal Şahbaz. Son bir haftada aramıza katılan 27 okurumuza hoşgeldiniz diyorum! Böylece her hafta 10.924 okurumuzla buluşuyoruz.
Bu hafta bültenimize 2026 yılına dair tahminlerim ile başlıyoruz. Geçen seneki üç tahminimden sadece biri tuttu.😅 Bakalım, bu sene sonunda nasıl bir fotoğraf ile karşılaşacağız? Tahminlerden sonra 2025 yılında okuduğum kitaplara dair listenin ikinci kısmını paylaşıyorum. Bu hafta listede siyaset, siyasi biyografiler ve Çin, İran, Singapur ve Rusya’ya dair okuduğum kitaplar var.
İyi okumalar!
2026 tahminlerim
🖊 Global İşler Köşesi
Atalarımız ne demiş? Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Kılavuzu karga olanın burnu pislikten kurtulmaz. Dilediğiniz yerden bakabilirsiniz ama spekülatif tahminler yapmak beyin kaslarını geliştirmek için güzel bir egzersiz. Gelin vakit kaybetmeden 2026 tahminlerime bakalım:
Yapay genel zekâ
a(Artificial General Ingelligence – AGI) bu sene de icat edilemeyecek. Ancak mevcut yapay zekâ modellerinin gerçek etkilerini de 2026’da görmeye başlayacağız:Bu sene yapay zekâ ile geliştirilen bir ilaç önemli bir hastalığa deva olacak.
Anglosakson dünyasında hukuk bürolarının yeni avukat işe alımı yarı yarıya düşecek. Ülkemizde ise benzeri etkileri 2030’lara yaklaşırken göreceğiz.
Körfez’de bir şirket yapay zekâyı CEO olarak atayacak.
Yapay zekâda balon var mı yok mu tartışmaları sürse de hisse değerlemelerinde %10’dan fazla düşüş olmayacak. Hatta bilgi asimetrisi ve ABD’deki düşük faiz oranları sayesinde “balon” şişmeye devam edecek.
Arkadaşlarınızın çoğunun hızla zayıfladığını göreceksiniz. Çünkü mucize GLP-1 ilaçlarının artık
tabletleri deçıktı.Türkiye açısından:
ABD, aynı 2025’te Arjantin’e açtığı 20 milyar dolarlık hat gibi, Türkiye’ye de 40 milyar dolarlık ikili dolar swap hattı açacak.
Türkiye Varlık Fonu, Türkiye’ye satın alma ya da birleşme yoluyla giren
biryabancı bir şirketin Türkiye operasyonundan hisse alacak.
Eğer tahminlerimin detaylarını merak ediyorsanız bugünkü Ekonomi Gazetesi’ndeki köşemi okuyabilirsiniz.
Top Risks 2026, Eurasia Group. Bir klasik.
Stanford AI Experts Predict What Will Happen in 2026, Stanford HAI Faculty.
2026 Predictions, Scott Galloway.
Outrageous Predictions 2026, Saxo Bank. Bu raporu fantastik tahminlerinden dolayı özellikle seviyorum.
2025 yılında okuduğum kitaplar - 2
🎄2025’in Kitap Önerileri
Geçen sene okuduğum kitaplara devam… Bu hafta “Siyaset ve Siyasi biyografiler” ve “Ülkeler ve Şehirler” kategorilerinde okuduğum kitaplar var. Haftaya da tarih başta olmak üzere diğer başlıklarda okuduğum kitaplar ile bu listeyi tamamlayacağız.
Siyaset ve Siyasi Biyografiler
Zbig: The Life of Zbigniew Brzezinski, America’s Great Power Prophet, Edward Luce - “Dünyada, Zbigniew Brzezinski gibi bir isimle, ismini değiştirmeden isim yapabildiğin tek yer Amerika’dır.” 1970’lerde Amerikan dış politikasına damga vuran iki isimden biri Zbigniew Brzezinski’ydi. (bir diğeri de onun gibi Avrupa’dan göçmen olarak Amerika’ya gelen Henry Kissenger). Edward Luce, Financial Times’da en sevdiğim yazarlardan. Bu kadar usta kalem az bulunur. Brzezinski’nin hayatı da kitaptaki detaylar da gerçekten inanılmaz. Bu kitapları okudukça, hep eski dönemin devlet adamlarının ne kadar etkileyici olduğunu düşünüyorum. Maalesef nesli tükenen bir tür. İkinci olarak, Türkiye’de bu seviyede kişilerin hayatları yazılırken maalesef çocukluk ve gençlik dönemlerinin üzerinde yeterince durulmuyor. Bilgi, belge eksikliğinden mi, yoksa “koca adamın çocukluğu yazılır mı?” gibi bir oryantal akıldan mı böyle oluyor bilemiyorum.
A Life in the American Century, Joseph S. Nye - Nye da aynı Brzezinski gibi –maalesef bizde pek görülmeyen türde- hibrit kariyeri olan bir hocaydı. Hocalığın dışında uzun süre Amerikan Dışişleri’nde de çalışmıştı. Son zamanların en önemli uluslararası ilişkiler kavramlarından “soft power”ın (yumuşak güç) mucidiydi. Kendisini en son 2015’te Atina’da Kokkalis bursiyerleri toplandığımızda dinleme şansım olmuştu. Aklımda kalan karşılaşmalarımızdan biri de ben öğrenciyken Cambdridge’deki Charles Otel’in spor salonunun soyunma odasında olmuştu (“soft power” ve “hard power” konularını değerlendirmek için güzel bir ortam!). Bu kuşağın erkekleri çalışmak dışında pek bir şey bilmiyor. Nye, geçen sene kaleme aldığı kitabında artık emekliliğinin tadını çıkaracağını yazmış. Ancak sonrasında eşini kaybetmişti. Pek uzun süre ayrı kalamadılar. Kitabında hem hayatı hem de bu çerçevede ABD’nin son birkaç on senedeki dış siyaseti var.
On the House: A Washington Memoir, John Boehner - Boehner, nedense benim radarıma çok girmemiş bir Amerikalı siyasetçi. Kendisi Amerikan’ın taşrasından gelip yıllarca Washington’da yasamaya yön vermiş bir isim. Kitabı okuyunca şunu düşündüm: Siyaset adamlığı dünyanın her yerinde öyle ya da böyle aynı! Hem zevkli hem de çok zor bir iş. Boehner, cumhuriyetçi olduğu halde Trump ile taban tabana zıt dünya görüşünde. Kitapta bu konuda birçok esprisi de var.
Breaking History: A White House Memoir, Jared Kushner - Gelelim Trump ile ilgili kitaplara. Jared Kushner, malumunuz Başkan Trump’ın damadı. Birçok kişi Kushner’i damat olduğu için birinci Trump yönetime burnunu sokmuş biri olarak görüyordu. Kitabı okuyunca anlıyorsunuz ki, aslında adamın ciddi bir becerisi varmış! Mutlaka rolünü abarttığı yerler vardır ama olsun. İş dünyasından, özellikle emlak yatırımcılığından siyasete getirilebilecek birçok beceri var. Kushner ikinci Trump yönetiminde iş dünyasında kalmayı tercih etti. Siyasetten oraya götürebileceği beceriler var mı göreceğiz!
Trump: The Art of the Deal, Donald J. Trump, Tony Schwartz ve Trump 2.5: A Primer, Taufiq Rahim - Bu iki kitabı sene başında Trump’ı anlayabilmek için okumuştum. İlki zaten Trump’ın 1989’da yazdığı ve dünyada tanınmasını sağlayan başyapıtı “The Art of the Deal.” Belki “yazdırdığı” desek daha doğru olur çünkü kitabı esas kaleme alan Tony Schwartz sonra Trump’ın geldiği yeri görünce dünya kamuoyundan özür dilemişti. Taufiq Rahim benim de Dubai’den arkadaşım ve kitabı basit bir Trump’ı anlama kılavuzu niteliğinde. İki kitabı birleştirince, yeni gibi gelen birçok şeyin Trump’ın hayat felsefesi olduğunu görebiliyorsunuz: “sadakat her şeydir,” “medya manüplasyonu gerçekten önemlidir” vb. Bu konuları podcastimde de anlatmıştım.
Original Sin: President Biden’s Decline, Its Cover-Up, and His Disastrous Choice to Run Again, Jake Tapper, Alex Thompson - Peki, Trump nasıl seçildi? Birçok yapısal neden var elbet. Ancak bir neden de Başkan Joe Biden’ın seçim sürecinde bunamış olması. Maalesef çok acıklı bir durum. Bu kitapta anlatılan olaylar gösteriyor ki, Biden’ın bunaması yıllar önce başlamış ve başta karısı olmak üzere çevresini saran küçük bir grup tarafından gizlenmiş. Dünyadaki siyasi liderlerin ortalama yaşının 62 olduğunu düşününce, liderin görevdeyken bunaması her ülke için gittikçe önemli bir risk haline gelecek.
A Different Kind of Power: A Memoir, Jacinda Ardern - Kırk yıl düşünsem Yeni Zelanda’nın eski başbakanı Ardern’in kitabını okuyacağım aklıma gelmezdi! Aynı yaşlarda olduğumuz ilginç bir siyasetçi. Mormon olduğu halde Yeni Zelanda’da bayağı liberal bir siyasi çizgi benimsemişti. Şimdi siyaseti bırakmış gibi görünüyor. Harvard Kennedy School’da ders veriyor. Brzezinski’nin hayatına dair kitap için de söylediğim gibi, bu kişilerin hayatlarında çocukluk ve gençlik dönemlerinin de hakkıyla anlatılması önemli. Bu kitap da güzel bir örnekti.
The Climate Diplomat: A Personal History of the COP Conferences, Peter Betts - Türkiye’nin seneye COP konferansını organize edeceği açıklanınca bu kitabı alıp okudum. Beets, yıllarca İngiltere’nin ve Avrupa Birliği’nin iklim konularında başmüzakereciliğini yapmış. COP gibi her şeye oybirliği ile karar verilen, neredeyse tüm ülkelerin menfaatlerinin ve ideolojilerinin çatıştığı, siyasetle diplomasinin, aktivizmle lobiciliğin iç içe geçtiği sirk gibi bir ortamda, nasıl manevralar yapıldığını ancak bu işleri yapmış birinden okuyabilirsiniz. Beets de kansere yakalanınca, 2023’te ölmeden anılarını kaleme almış. Kitapta Türkiye ile ilgili tek bahsedilen yer “gelişmiş ülkeler listesi”nden çıkmak için verdiğimiz çaba. Onun dışında iklim müzakerelerinde pek lafımız geçmemiş gibi. Bakalım Antalya COP nasıl olacak?
Ülkeler ve Şehirler
Malumunuz her sene Çin, Rusya, Hindistan ve Arap ülkeleri gibi dünyaya yön veren bazı coğrafyalarla ilgili birkaç kitap okumaya çalışıyorum. Bakalım bu sene neler okumuşum?
Breakneck: China’s Quest to Engineer the Future, Dan Wang - Bu kitap birçok ödül aldı. Gerçekten de kompleks bir konunun nasıl basit bir çerçevede incelenebileceğinin güzel bir örneği. Konu Çin ile ABD arasındaki farklar. 30’lu yaşlardaki yazar Wang, Çin’in mühendisler, ABD’nin ise avukatlar tarafından yönetilen bir devlet olduğunu söylüyor. İki ülke arasındaki farkların da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ekliyor. Çin’in mühendisler tarafından yönetilmesinin kalkınma için faydalarını köşemde yazmıştım. Kitapta, mühendisliğin dozunun kaçırıldığı örnekler de var: Mesela tek çocuk politikası, mesela COVID19’daki sokağa çıkma yasakları. Çin’i anlamak için çok güzel bir kaynak.
The Red Emperor: ‘the most vivid and compelling biography of Xi published to date’ Financial Times, Michael Sheridan - Bu kitap, Çin devlet başkanı Xi Jinping’in hayatını anlatıyor. Çin ile ilgili dışarıdan yazılan kitapların birincil kaynaklara ulaşması çok zor. Yazılanların ne kadar hakikat ne kadarı Çin’i karalamak için çıkarılan hurafeler bilemiyorsunuz. Öte yandan, Çinlilerin yazdığı kitaplarda da Çin Komünist Partisi’nin onayladığı düşünceler dışında pek bir şey olmuyor. Her halükarda bu kitabın Çin Komünist Partisi’nin pek hoşuna gitmediğini tahmin ediyorum.
Can Singapore Survive?, Kishore Mahbubani & Living the Asian Century: An Undiplomatic Memoir, Kishore Mahbubani - Geçen senenin sonunda üyesi olduğum Global İlişkiler Forumu’nun bir etkinliğine ünlü Singapurlu diplomat Kishore Mahrubani gelmişti. Konuşmasını çok sevince iki tane de kitabını okudum. Biri kendi hayatıyla, diğer Singapur’un avantajları ve çelişkileriyle ilgili. Singapur’a sadece bir kez gittim. Umarım önümüzdeki senelerde daha çok gidip izlenimlerimi aktarma imkanım olur.
Iran’s Grand Strategy: A Political History, Vali Nasr - ABD’nin en önemli dış politika okullarından Johns Hopkins School of Advanced International Studies’in eski dekanı kendi de aslen İranlı olan Vali Nasr bu kitapta İran İslam Cumhuriyeti’nin bürokratik gelişimini analiz etmiş. Diyor ki, “İran aslında bir din devleti değil, bir güvenlik devletidir.” Ruhullah Humeyni, 1979 İslam Devrimi’nden sonra İran’ın mevcut kurumlarını yok edip tamamen dini liderliğe bağlı yeni kurumlar kurdu. Bunların en önemlisi orduya alternatif olarak kurulan Devrim Muhafızları. Bu kurum sadece bir ordu değil, aynı zamanda birçok iktisadi işletmenin sahibi, devlet bürokrasisinin kilit pozisyonlarına eleman yetiştiren bir teşkilat. Ancak Humeyni, Devrim Muhafızları’nı askeri okullardan yetişen eğitimli İranlılar yerine İran-Irak Savaşı’nda kahramanlık gösteren cahil cühela askerlerden kurmuş. Bürokraside de yükselme standardı liyakat değil, rejime sadakat. Esas kaygısı rejimin güvenliği olan İran bürokrasisi ise 45 yıldır ülkeyi yönetiyor. Ambargo nedeniyle kıtlık olunca kime karne verileceğine de bu bürokrasi karar veriyor, hangi silahın alınacağına da. Böyle bir bürokratik yapının nükleer silah gibi büyük bir projeyi ana hedefi yapmasına da şaşırmamak lazım. Bu kitabı İsrail ve İran arasındaki 12 Gün Savaşı sırasında okumuş ve savaşa dair düşüncelerimi de köşemde yazmıştım.
Motherland: A Feminist History of Modern Russia, from Revolution to Autocracy – A National Book Award Finalist: Women’s Stories of Idealism, War, and Sacrifice, Julia Ioffe - Geçen sene okuduğum en iyi kitaplardan biriydi. Ioffe, Rusya’da doğup 90’larda ABD’ye göçmüş bir Yahudi aileden. Sonra Rusya’ya geri de dönmüş. Kitapta Lenin’in karısından Navaly’nin karısına kadar, kendi ailesinden kadınların hayatını da paralel biçimde anlatarak aslında kadın portreleri üzerinden Rusya’nın tarihine ışık tutmuş. Rusya’da savaşlar nedeniyle kadın sayısı hep erkek sayısından fazla olmuş. Rus kadınları Batı’dan çok daha önce çalışma hayatına girmiş. Bir yandan da evlerinin geçimini üstlenmiş. Kitapta kadınların hayatının siyasetin nasıl doğrudan etkisinde olduğu çok güzel hikâyelerle açıklanıyor. En ilginci de Putin ile gelen “sugar daddy” dönemi. Mutlaka okumanızı öneririm.
Her Cuma sabahı e-posta kutunuza gelen Global İşler+ bülteninde teknoloji, toplum, politika kesişiminde dünyada olup bitenlerin Türkiye’ye yansımalarını tartışıyorum. Esas işim olan Ussal Danışmanlık isimli danışmanlık şirketimde, irili ufaklı teknoloji şirketlerine kamu ile ilişkiler konusunda hizmet veriyorum.
🐦 Twitter: Türkçe: @ussal / İngilizce: @ussalEN
🔗 Linkedin: @ussal
📝 Medium: Ussal Şahbaz
🎧 Global İşler+ Podcast: Apple, Spotify
🎙️ 4x4 Podcast: Spotify







Eline sağlık abi , güzel özet olmuş. Paylaştığın linkler de çok kıymetli.