2025 yılında hangi kitapları okudum? - 2025/1
2025 Kitapları, 2025 Değerlendirmesi: Kurallara Dayalı Düzenin Sonu, 2025 Tahminlerim Ne Çıktı?
Global İşler+ No.226 — 2026/1
Merhaba! Ben Ussal Şahbaz. Son iki haftada aramıza katılan 56 okurumuza hoşgeldiniz diyorum! Böylece her hafta 10.900 okurumuzla buluşuyoruz.
Koskoca bir yılı acısıyla tatlısıyla geride bıraktık. 2026 yılının tüm okurlarımıza, ülkemize ve dünyamıza iyi gelmesini temenni ediyorum. Bu hafta bültenimizde her yıl olduğu gibi bir yıl boyunca okuduğum kitapların bir listesi var. Ardından 2025’e dair kısa bir değerlendirmem ve bir sene önce yaptığım tahminlerin karnesi var.
İyi okumalar!
2025 yılında okuduğum kitaplar
🎄2025’in Kitap Önerileri
Her sene olduğu gibi bu sene de 2025’te okuduğum kitaplarla ilgili notlarıma sıra geldi. Yeni yılda bu listeyi üç ayrı bültende dikkatinize sunacağım. Bu hafta “Teknolojinin Toplumsal Etkileri ve İktisadi Kalkınma” ile “İş Dünyası Tarihi ve Biyografileri” ile başlıyoruz.
Kitaplarımı Kindle’dan okuyorum ve Kindle’ın şu ana kadar bulunmuş en faydalı elektronik cihaz olduğunu düşünüyorum. Umarım bu kitapların için beğendikleriniz çıkar…
Teknolojinin toplumsal etkileri ve iktisadi kalkınma:
The Infinite Alphabet: And the Laws of Knowledge, César A. Hidalgo - ABD’de ilk pamuk dokuma fabrikası nasıl kurulmuş? Bugün pamuk dokumanın harcı alem bir teknoloji olduğunu düşünüyoruz. Halbuki 1789’da 21 yaşında bir girişimci İngiltere’den sıkılıp New York’a gelene kadar ABD’de kimse bu işi beceremiyormuş. Birçok basit görünen iş aslında yazıya dökülemeyen tecrübelerle yayılıyor. Buna da “bilgi” diyoruz. Harvard Üniversitesi’nden değerli dostum Cesar Hidalgo, ürünler arasındaki beceri benzerliği ilişkilerini haritalandırarak “ürün uzayı” denen kavramı geliştirmişti. Cesar’ın aslında fizik doktorası var. Ama bu kitabını yazarken belli ki yazarlık becerilerini de epey geliştirmiş. İktisadi kalkınma, teknoloji geliştirme ve girişimcilikle ilgili çok şey öğrenebileceğiniz bir eser.
Empire of AI: Dreams and Nightmares in Sam Altman’s OpenAI, Karen Hao - Kitabın yazarı, yapay zekâ ile ilgili goygoy dışında bir şeyler yazabilen az sayıda isimden biri. Karen kitabında ChatGPT’nin teknik özelliklerini, OpenAI içindeki ego savaşlarını, Kenya’da yapay zekâ sistemlerini eğitmek için metin ve görüntü etiketlerken kafayı yiyen çalışanların hikayelerini biraraya getirmiş. Bu sene Türkiye Bilişim Vakfı’nın (TBV) 20. Yılı etkinliğinde İstanbulluların da kendisini dinleme şansı olmuştu. Bu sene yapay zekâ ile ilgili bir kitap okuyacaksınız bu kitabı okuyabilirsiniz.
Shared Prosperity in a Fractured World: A New Economics for the Middle Class, the Global Poor, and Our Climate, Dani Rodrik & The London Consensus: Economic Principles for the 21st Century, Tim Besley, Irene Bucelli, Andrés Velasco - Harvard Üniversitesi’nden hocam değerli iktisatçı Dani Rodrik’in geliştirdiği yeni bir uluslararası kalkınma paradigması var. Diyor ki, küresel ekonomide aşağıda üç şeyden ancak ikisini başarabiliriz ama üçünü aynı anda yapamayız:
Karbon salınımlarını iklim değişikliğinin faciaya dönmesini önleyecek kadar azaltmak,
Gelişmiş ülkelerde orta sınıfı yeniden canlandırmak,
Gelişmekte olan ülkelerde sürdürülebilir büyüme sağlamak
Neden böyle? Hangilerini yakalamak için ne yapmak lazım? Dani Hoca yeni kitabı Shared Prosperity in a Fractured World’de bu konuları anlatmış. The London Consensus kitabı ise son 15 yılda ortaya çıkan daha çok kamu müdahalesine dayalı yeni iktisadi kalkınma politikası çerçevesi birçok boyutuyla ele alınıyor. Ekonomi politikalarına ve kalkınmaya ilgiliyseniz bu kitabı okumanızı öneririm. İçinde Türkiye’de ne yapmak lazım sorularına cevap vermek için birçok ipucu var.
İş dünyası tarihi ve biyografileri
Apple in China: The Capture of the World’s Greatest Company, Patrick McGee -
Bence yılın iş dünyası kitabı. Financial Times bu ödülü aşağıda bahsettiğim Nvidia ile ilgili kitaba verdi, bu kitap ise ikinci oldu; ama olsun. Apple’ın ne kadar müthiş bir şirket olduğunu ve bu kadar içiçe geçmiş bir tasarım-üretim ilişkisini adeta canlı canlı yaşayabileceğiniz mükemmel bir kitap. Kitapta Apple’ın Çin’deki hem üretim hem de perakende satış işlerini nasıl yaptığı mükemmel hikâyelerle anlatılıyor. Malumunuz, iPhone’ların çoğu Çin’de Foxconn tarafından üretiliyor (ayrıca Vietnam ve Hindistan’da da üretim var). Foxconn’un işi Apple gibi şirketlerin ürünlerini üretmek. Yani çoğu kişinin sandığının aksine üretimi Apple kendisi yapmıyor. Peki bu ilişki nasıl yürüyor? Apple, United Havayolları’na Foxconn fabrikası olan şehirlere uçuş koyması için her gün 50 business koltuk satın alma taahütü veriyormuş. Kitapta, daha başka bir sürü ilginç hikaye var.
The Nvidia Way: Jensen Huang and the Making of a Tech Giant, Tae Kim -
Dediğim gibi bu kitap FT’nin yılın kitabı ödülünü aldı. Ben biraz gereksiz uzun buldum. Ancak bence esas problem, her ne kadar şu an dünyanın en değerli şirketi olan Nvidia’yı kurup büyüten kişi olsa da Jensen Huang’ın özünde sıkıcı biri olması. Tipik bir zeki ve çalışkan göçmenin (Tayvan’dan) Amerika’da başarılı olma hikayesi. Jensen bir Steve Jobs değil.
House of Huawei: The Secret History of China’s Most Powerful Company, Eva Dou - Jensen gibi kuruluşundan 30 yıl sonra hâlâ şirketinin başında kalan bir diğer karakter de Huawei’nin kurucusu Ren Zhengfei. Kitap, hem Ren’in hayatını hem de Huawei’nin hikayesini anlatıyor. Zaten ikisini birbirinden ayırmak mümkün değil. Kendi yaşındaki birçok Çinli gibi Ren de ailesinin bir kısmını Kültür Devrimi’nde kaybetmiş ama Çin Komünist Partisi’ne inancını hiç yitirmemiş. 80’lerde Çin ekonomisi dışarı açılınca da en büyük fırsatları yakalayan girişimcilerden biri olmuş. Huawei’nin (ve Çin’in) neden yeni teknolojilerin ticarileşmesi için kaçınılmaz kapı olduğunu, Bilkent Üniversitesi’nde 5G teknolojisine dair en önemli buluşlardan birini yapan Erhan Arıkan örneği üzerinden köşemde yazmıştım. Kitapta hem bu gibi olaylar hem de Huawei’nin Amerikan devletiyle çatışmasına dair çok güzel hikayeler var.
The Technological Republic: Hard Power, Soft Belief, and the Future of the West, Alexander C. Karp, Nicholas W. Zamiska - Bu kitap, Son yılların en tartışmalı harp teknolojisi şirketlerinden Palantir’in CEO’su Alexander Karp ve yardımcısı Nicholas Zamiska tarafından yazılmış. Karp ise bildiğiniz teknoloji CEO’larından değil. Palantir işine girmeden önce Stanford’da hukuk okumuş, sonra da Frankfurt’ta felsefe doktorası yapmış. Geçen hafta tuhaf hareketler yaptığı konferans videosu olay olmuştu. Kitabın konusu, Amerikan kurumsal iş dünyasında, özellikle de teknoloji alanında “suya sabuna dokunmama” adetinin getirdiği entelektüel kırılganlığın bedeli. Trump’ı destekleyen iki ana kanattan “tech-bro”ların (diğeri MAGA’cı popülistler) ideolojisini anlamak için okumanızı öneririm. İsterseniz kitapla ilgili köşe yazımı da okuyabilirsiniz.
1929: Inside the Greatest Crash in Wall Street History--and How It Shattered a Nation, Andrew Ross Sorkin - Sorkin, bu kitap da filme dönüşsün diye yazmış olmalı! İçindeki hikayeler sinematografik bir detayla anlaşılmış. Nitekim yazarın 2008 kriziyle ilgili kitabı Too Big to Fail HBO tarafından aynı isimle filme çevrilmişti. Kitapta en sevdiğim yer Winston Churchill’in İkinci Dünya Savaşı’nda başbakan olmadan önce servetini nasıl Amerikan borsasında kaybettiğine dair kısım. Bir de New York’ta akşam yemeğine gittiği evi ararken bir arabanın altında kalmış! Bugün için alınacak ders ise tüm krizlerin arkasında aşırı borçlanmanın olduğu. Günümüzdeki durumu köşemde yazmıştım.
Empire of the Elite: Inside Condé Nast, the Media Dynasty That Reshaped America, Michael M. Grynbaum & When the Going Was Good: An Editor’s Adventures During the Last Golden Age of Magazines, Graydon Carter, James Fox - Bu iki kitap, o zamanların kültürel açıdan en önemli medya grubu Condé Nast’ın şaşalı hayatını anlatıyor. Condé Nast, Vogue, Vanity Fair, New Yorker gibi dünyanın önde gelen dergilerini bünyesinde barındıran küresel bir medya kuruluşu. Vogue’daki kıyafetleri alabilmek bir sınıf atlama olarak görülebileceği gibi, ortalama bir makalenin 400 bin dolara mal olduğu rivayet edilen New Yorker’daki yazıları sindirerek okuyacak zaman bulabilmek de tamamen üst sınıf bir hareketti. Bu yayınlar sadece benim gibi dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan okurlara dönük hazırlanmazdı. Daha çok Condé Nast gibi o zamanki ana akım medyanın sınıfsal yayıncılığın bir sonucu olarak, ABD’deki okurlarına da bir gün parçası olabilecekleri seçkin bir hayatın penceresini açardı. Aynı zamanda bu yayınların kültürel eliti şekillendirme güçleri vardı. Kitaptan yola çıkarak da bugünkü medyanın durumunu köşemde yazmıştım. Açıkçası Graydon Carter’ın kitabını biraz zayıf buldum. Herhalde bildiği hikayelerin çoğunu anlatamamış. Yoksa çok daha güçlü bir kalemdir.
The Bigger Picture: My Blockbuster Life & Lessons Learned Along the Way, Jon Landau - Tarihin en çok gişe yapan 4 filminden 3’ünün (Avatar 1, Avatar 2 ve Titanik) yapımcısı Jon Landau, 2024 yılında hayatını kaybetmeden önce bu kitapta anılarını kaleme almış. Kitaba bakınca Hollywood’dan bekleyeceğiniz çapkın ve ihtiraslı hayatlara sahip bir star yerine, bayağı düz ve bir inek (nerd) profili çiziyor. Zaten aslında film yapımcılığı da böyle tuhaf bir iş. Mesela Titanik filmi için gemiyi tek cepheli olarak aynı boyda inşa edip, Meksika’da çölün ortasında bir havuzda yüzdürmüşler. Film işi kadar emek yoğun bir iş görmedim. Bakalım bu sektör bir gün “disruption” a uğrayacak mı?
Regret Almost Everything: A Memoir, Keith McNally - Aslında yazarın kişisel buhranları ve birçok konu hakkındaki kuvvetli fikirlerini anlatsa da, özünde restoran işiyle ilgili olduğu için bu kitabı “İş Dünyası” bölümüne aldım. Keith McNally, New York’ta hala açık olan efsane restoran Balthazar’ın ve bir köşe yazımda da bahsettiğim daha birçok restoranın sahibi. Şimdilerde aynı zamanda Instagram fenomeni. Restorancılık işi nasıl dönüşüyor üzerine düşünmek için okuyabilirsiniz. Yanında Vedat Milor’un “Buyurun Ziyafete” kitabını da okuyabilirsiniz. Her iki yazarı okuyunca bir kez daha anlayacaksınız ki, yemek sadece yemek değildir!
2025: Kurallara Dayalı Düzenin Sonu
🖊 Global İşler Köşesi
Bana göre 2025 senesi, 1945’ten sonra inşa edilen kurallara dayalı liberal küresel düzenin sona erdiği sene olarak hatırlanacak. Benden önceki kuşaktan kanaat önderleri yaşananları “bu da geçer” diye okuyor. Fakat ben profesyonel hayatım boyunca eski düzene dönülebileceğini düşünmüyorum. O yüzden mesele nostalji değil, yeni düzenin esaslarını anlamak.
Bunun için bugün Ekonomi Gazetesi’ndeki köşemde 2025 yılında yaşananlara bu gözle baktım ve yeni dönemde Türkiye olarak ne yapmamız gerektiğine dair görüşlerimi paylaştım.
Bu hafta 2026 tahminlerimi yazacağımı söylemiştim. Ancak bu tahminleri yazmadan önce okuduğum bazı raporlar henüz çıkmadı. O yüzden tahminleri haftaya bıraktım!
2025 tahminleri değerlendirmesi, skor: 1/3
🖊 Haftanın dosyası
2025’in genel değerlendirmesinden sonra gelin bakalım Ocak 2025 yılında yaptığım tahminler tutmuş mu?
Türkiye’de ilk savunma teknolojisi alanındaki unicorn da 2025’te çıkacak. - Çıkmadı. Baykar Teknoloji hisse satıp değerlense çoktan unicorn olmuştur, ama belli ki böyle bir planı yok. Bu tahminimi yaparken Türkiye’nin Avrupa’daki savunma sanayii dalgasından faydalanıp, savunma sanayiinde ivmeleneceğini düşünüyordum. Fakat Avrupalıların ne kadar bürokratik ve ön yargılı olduklarını unutmuşum. Hâlâ Avrupa’nın yeniden silahlanması planları içinde Türkiye’nin yeri belirsiz. Bunun nedeni de iktisadi veya stratejik değil, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin itirazı ve bunun körüklediği bürokratik atalet.
Satışların aşağı yukarı dörtte biri Avrupa’ya olsa da savunma sanayimiz hızla büyüyor. Dünyada silah satacak çok yer var! Mesela Baykar bu sene Etiyopya, Nijer, Fas, Tunus, Togo,Kazakistan ve Kırgıziastan’a satış yapmış.
Önümüzdeki yıllarda ülkemizde, Anduril, Helsing veya Palantir gibi Türk savunma sanayii unicornlarının da çıkabileceğine inanıyorum. Bu arada, savunma sanayiinde değeri artırmanın en önemli yollarından biri de aynı teknolojiyle sivil uygulamalar geliştirmek. Ne yazık ki bizim şirketlerimiz daha çok yurt içi talebi karşılamaya dönük çalıştıkları için bunun örnekleri az. Tam tersine, geçenlerde değerli dostum Mete Çakmakçı’nın işaret ettiği gibi savunma sanayii, insan kaynağını vakumlayarak sivil teknoloji işlerinin gelişmesine ket vuran hale gelmiş bile olabilir.
Çin’den Türkiye’ye doğrudan yatırımları 2025’te ikiye katlanacak. - Olmadı. Hatta yapılmasında mutabık kalınan Manisa’daki BYD fabrikasının inşaatı dahi henüz başlamadı.
Ancak Çin’in yurtdışına yatırımları bir miktar arttı. Üstelik Çinliler, eskiden Batı ülkelerinden şirket alırken, artık Batılılar buna izin vermedikleri için gelişmekte olan ülkelerde fabrika kuruyor. Biz ise bu trendden nasibimizi alamadık.
Peki kimler Çin yatırımlarından nasiplendi?
Mesela Macaristan. BYD, fabrikasını Macaristan’a kurma kararı aldı. Biz “AB ile Gümrük Birliği’ndeyiz” diye kendimizi pazarlamaya çalışırken, “sizden daha ucuz maliyetleri olan AB üyesi ülkeler” var dediler. Üstelik Macaristan AB üyesi olduğu için Çin’in isteklerine göre karar mekanizmalarında sesini çıkarması da mümkün. Biz ise AB üyesi olmadığımız için böyle bir avantajımız yok.
Fas da Çin’den çok büyük batarya yatırımları aldı. Fas’ın hem AB ile hem ABD ile hem de Afrika’nın neredeyse tamamıyla serbest ticaret anlaşması var. Biz Gümrük Birliği yüzünden, AB dışında makul koşullarla serbest ticaret anlaşması yapamıyoruz. Geçenlerde düzenlenen bir Fas-Türkiye İş Konseyi toplantısında Faslı bir bakan şöyle demişti:
Bizim ülkemiz monarşidir, bir günden diğerine kurallar değişmez, o yüzden yatırım için caziptir.
Donald Trump ile Elon Musk’ın kankalığı sona erecek. Bu bir tivitle mi olacak, yoksa birdenbire küsüp birbirilerini ghostlamalarıyla mı olacak bilmiyorum. - Oldu. Elon Musk kendini tutamayıp Haziran başında Trump’ın kamu harcamalarını artırmasını eleştiren bir tivit attı. Trump da başına geçtiği “devleti küçültme kurumu”ndan istifasını istedi. Kurum da bir süre sonra tarihe karıştı.
“İkili bozuşsa da ABD yönetiminde tekno-bro zihniyetinin egemenliği sürecektir. Bu da Amerikan dijital şirketlerinin dünyadaki güç kaynağı olacak.” demiştim. Bu tahminim de haklı çıktı. Hatta, Aralık ayında Elon Musk’a ceza veren AB Komisyonu yetklilileri, terörist ülke liderleri gibi şahsen yaptırıma tabi tutuldu. Yine aynı Trump yönetimi tarafından. Trump da böyle bir adam. Haftaya, 2025 yılında Trump ile ilgili okuduğum kitapları da yazacağım.
Her Cuma sabahı e-posta kutunuza gelen Global İşler+ bülteninde teknoloji, toplum, politika kesişiminde dünyada olup bitenlerin Türkiye’ye yansımalarını tartışıyorum. Esas işim olan Ussal Danışmanlık isimli danışmanlık şirketimde, irili ufaklı teknoloji şirketlerine kamu ile ilişkiler konusunda hizmet veriyorum.
🐦 Twitter: Türkçe: @ussal / İngilizce: @ussalEN
🔗 Linkedin: @ussal
📝 Medium: Ussal Şahbaz
🎧 Global İşler+ Podcast: Apple, Spotify
🎙️ 4x4 Podcast: Spotify




